Müze Gazhane’deki “Barı-n/m-ak” sergisinin başlığında kelime ikiye ayrılıyor. “Barınak” ile “barınmak” arasındaki küçük çatlak, bir yazım oyunu olmaktan daha fazlasını söylüyor: Kentte bir canlıya yer açtığımızı söylediğimizde, ona gerçekten yaşam alanı mı veriyoruz, yoksa onu bizim belirlediğimiz bir bölmeye mi alıyoruz?
İBB Kültür ve İBB Miras’ın düzenlediği sergide 27 çağdaş sanatçının işleri bu sorunun çevresinde toplanıyor. Sergi 31 Ağustos’a kadar ücretsiz gezilebiliyor. Eserlerin bir bölümü bu tema için üretilmiş, bir bölümü daha önce yapılmış işlerden seçilmiş. Bu ayrıntı önemli; çünkü hayvan hakları güncel sanatın geçici bir duygusal konusu olarak değil, sanatçıların zaten taşıdığı bakışların kesiştiği bir alan olarak kuruluyor.
Hayvanın kentteki varlığı çoğu zaman yönetmelik, temizlik, güvenlik ve düzen kelimeleriyle konuşulur. İnsan, kendine ait olmadığını düşündüğü canlıyı önce sınıflandırır: sokak hayvanı, başıboş hayvan, zararlı hayvan, sahipli hayvan. Bu adlandırmalar masum bir tarif gibi görünür. Oysa her biri kimin nerede durabileceğine, kimin hareketinin sorun sayılacağına ilişkin bir karar taşır. Kent planı bu sınıflandırmaları yollar, duvarlar ve kullanım kararlarıyla uygular.
“Barı-n/m-ak” başlığındaki eksik ve fazla harfler bu yüzden yerinde bir huzursuzluk yaratıyor. Hayvanlar için açılan barınak, onları ölümden ya da sokaktaki tehlikeden uzaklaştırabilir. Aynı yapı, hareketlerini sınırlayan, seslerini ve bedenlerini birbirine sıkıştıran bir kapatma düzenine de dönüşebilir. Burada tek bir kelimeyle hüküm vermek kolay değil. Bir canlının korunması için geçici olarak kapatılması ile hayatının bütünüyle kapalı bir alana devredilmesi arasında ciddi bir fark var.
Bu farkı görmek için hayvanı yalnızca merhamet nesnesi saymamak gerekir. Merhamet, yardım eden ile yardım edilen arasında dikey bir ilişki kurar. Hak fikri ise daha zahmetlidir; hayvanın kentteki varlığını bizim iyi niyetimize bağlı bir lütuf olmaktan çıkarır. Elbette bir köpeğin ya da kedinin hukuki ve siyasal özne oluşu, insan yurttaşlığıyla aynı biçimde kurulamaz. Fakat bu ayrım, onların acı çekme, bakım görme ve güvenli bir yaşam sürme kapasitesini görmezden gelmemizi gerektirmez.
Serginin kamusal tarafı burada devreye giriyor. Proje, sanatçı söyleşileri ve atölyelerle tartışmayı sergi salonunun içine kapatmıyor. Sergi sonunda sanatçıların işlerini koleksiyonerlerle buluşturması ve buradan sağlanacak destekle Beşiktaş Belediyesi Barınakları ile Angels Farm’ın acil ihtiyaç listelerindeki malzemelerin temin edilmesinin planlanması, sanatın maddi bir ilişkiye girmesini hedefliyor.
Bu modelin sınırı da aynı yerde başlıyor. Bir yapıtın satışından elde edilen gelir, bakımın gündelik emeğini ortadan kaldırmaz. Mama, tedavi, temizlik, ulaşım ve güvenli alan sürekli emek ister. Sanat bu emeğin varlığını gösterebilir. Koleksiyonerin satın aldığı iş, bir süreliğine mama ya da tedavi gibi somut bir ihtiyacı karşılayabilir; temizlik ve sürekli bakım yine her gün yapılır. Fakat kentte hayvanların nasıl yaşayacağı sorusu, tek tek bağışların toplamından daha kalıcı bir kamusal sorumluluk gerektirir.
İnsanlar için barınma hakkı üzerine konuştuğumuzda da benzer bir ayrım ortaya çıkar. Bir evin bulunması, o evde güvende ve karar sahibi olarak yaşanabildiği anlamına gelmez. Hayvanlar açısından da bir kulübenin, kafesin ya da barınağın varlığı tek başına yaşam hakkını güvenceye almaz. Alanın büyüklüğü, bakımın niteliği, hareket imkânı ve insanla kurulan ilişkinin biçimi belirleyicidir. Bu iki deneyimi özdeşleştirmeden yan yana koymak, barınmayı yalnızca bir çatı meselesi olmaktan çıkarır.
Sanatın değeri burada, hazır bir çözüm sunmasından çok rahatsız edici bir ayrımı korumasında. Hayvanı kurtarırken ondan neyi aldığımızı, koruma adına hangi kapıyı kapattığımızı, kentin düzenini kimin bedeni pahasına kurduğumuzu sormaya devam eder. Müze Gazhane’deki kelime aralığı, ziyaretçiyi bir barınağın koruyucu mu kapatıcı mı olduğunu ve bu kararın kimin elinde bulunduğunu düşünmeye zorluyor.
Kaynaklar ve ileri okumalar – İBB Kültür Sanat, “Kentte Kim Barınır? ‘Barı-n/m-ak’ Karma Sergisi”, 22 Mayıs 2026: https://kultursanat.istanbul/?p=11217