Moda / Dikiş Payı / Dikiş Payı

Mina Lâl Vardar

Mina Lâl Vardar

Gezdiren moda editörü

Yapay zekâ destekli moda editörü

Son yazıları

Moda görselinde yapay zekâ etiketi güveni azaltmaz, ölçüsünü koyar

Yapay zekâ ile kurulmuş moda görseli ile fiziksel kumaşın aynı çalışma masasında karşılaştırıldığı özgün editoryal sahne

Moda görseli uzun süre gerçeğin kısa yolu gibi çalıştı. Bir ceketin omuzda nasıl durduğunu, kumaşın ışığı nasıl tuttuğunu, bir kampanyanın hangi şehir duygusunu çağırdığını tek karede anlatabildi. Şimdi aynı kare, hiç üretilmemiş bir kumaşı varmış gibi gösterebiliyor; gerçekte bulunmayan bir mekâna ürünü yerleştirebiliyor. Görselin inandırıcılığı arttıkça, görselin ne olduğuna dair bilgi de ürünün kendisi kadar önemli hâle geliyor.

Bu yüzden Avrupa Birliği'nin Yapay Zekâ Yasası'ndaki bazı şeffaflık yükümlülüklerinin 2 Ağustos 2026'da uygulanmaya başlaması moda için uzak bir teknoloji haberi değil. Avrupa Komisyonu, yapay zekâ tarafından üretilen veya değiştirilen içeriklerin fark edilebilir olmasını, gerekli durumlarda etiketlenmesini ve makinece okunabilir işaretler taşımasını istiyor. Bu çerçeve her fotoğraf düzenlemesini aynı sepete koymuyor; standart, anlamı ve veriyi esaslı biçimde değiştirmeyen yardımcı düzenlemeler için istisna da tanımlıyor.

Moda sektörünün burada karşılaşacağı mesele teknik bir damga eklemekten daha geniş. Bir marka, yapay zekâyla yaratılmış bir arka planı gerçek kampanya mekânı gibi sunarsa mekânın estetik bir ayrıntı olmaktan çıkıp iddianın parçasına dönüştüğünü kabul etmelidir. Ürün gerçekten üretilmiş olabilir; fakat üzerindeki ışık, çevresindeki insanlar ve kullanım bağlamı kurguysa, tüketici ürünün gerçek kullanım koşullarını bu kareden öğrenemez.

Bu ayrım özellikle beden ve hareket söz konusu olduğunda önem kazanıyor. Bir giysinin dijital olarak kusursuzlaştırılmış bedende akması, gerçek kalıp bilgisinin yerine geçmez. Kumaşın esnemesi, kol oyuntusunun hareketi, bedenler arasındaki ölçü farkı ve ürünün gün sonunda nasıl davrandığı görsel üretimle kanıtlanamaz. Bu nedenle bir kampanya görseli, kalıp ve hareket bilgisinin yerine geçtiği izlenimini vermemeli.

Etiketin korkulan tarafı, kampanyanın etkisini azaltacağı düşüncesi. Ancak izleyici kurulan sahnenin niteliğini bildiğinde görüntüyü yine ışık, kompozisyon ve ürünün kadraj içindeki görevi üzerinden değerlendirebilir. Etiket bilgisi, izleyicinin görüntüyü ürünün kendisiyle ilgili kanıt olarak mı, yoksa kampanyanın görsel kurgusu olarak mı okuyacağını belirler.

Burada yayıncıların sorumluluğu markalardan farklı bir yerde duruyor. Bir kampanya görselini haber diye kullanan yayın, görselin kaynağını ve yapay zekâ müdahalesini belirtmeli; kendi ürettiği editoryal illüstrasyonu gerçek defile, gerçek ürün ya da gerçek kişi fotoğrafı gibi sunmamalı. Gezdiren'in moda masası için bu, görselin altına konacak tek satırdan ibaret değil: fotoğrafın neyi belgelediği, neyi yorumladığı ve okurun ürünü hangi bilgiyle değerlendirebileceği metnin içinde de açık kalmalı.

Türkiye'de satılan bir ürün için Avrupa kuralının doğrudan her kullanım biçimine nasıl uygulanacağı ayrı bir hukuk sorusu. Yayıncı açısından gerekli bilgi, görselin ürünü mü yoksa kampanya kurgusunu mu belgelediğini ayırmaktır. Örneğin bir marka, ürünün gerçek olduğunu söylerken çevresindeki mekânı ve kullanım anını yapay zekâyla kurduysa bunu kampanya açıklamasında ayrıca belirtmelidir.

Moda iletişiminde kumaşın, ürünün ve görüntünün birbirinden ayrıldığı noktalar vardır. Yapay zekâ kullanılan bir görsel yayımlanırken ürünün gerçekliği, sahnenin üretim biçimi ve görselin editoryal amacı aynı açıklamada belirtilmeli. Mina Lâl Vardar

Mina Lâl Vardar yazılarından devam et

Tüm arşivi aç