Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Yemen’deki yeni cephe Kızıldeniz güvenliğinin karadan başladığını gösteriyor

Kızıldeniz kıyısında kurgusal bir liman, yük gemisi ve sahil yolu

Kızıldeniz'deki deniz güvenliği sorunu artık yalnız gemilere yönelen saldırılardan ibaret değil. Yemen'in batı kıyısındaki yeni çatışma, bir geçidi açık tutmanın denizde devriye gezmekten önce kıyıda işleyen limanlar, yollar ve asgari bir siyasi düzen gerektirdiğini gösteriyor.

Birleşmiş Milletler 11 Eylül'de Mokha limanının son çatışmalarda ciddi hasar gördüğünü ve faaliyetlerin durduğunu açıkladı. Aynı kayda göre ay başından bu yana 18 bin hane yerinden edildi; yardım kuruluşlarının Aden'de hazır tuttuğu acil yardım malzemeleri ise kesilen yollar yüzünden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamıyor. Associated Press iki gün sonra Husilerin Mokha'yı ele geçirdiğini, hükümet güçlerinin Kızıldeniz kıyısına yeni birlikler sevk etmeye hazırlandığını bildirdi. Sahadaki bütün askerî iddialar bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Fakat stratejik sonuç şimdiden görünür: Babülmendep'in güvenliği kıyıdaki otorite boşluğundan ayrı düşünülemez.

Büyük filonun küçük kıyı karşısındaki sınırı

Deniz gücü çoğu zaman savaş gemisi, füze ve eskort sayısıyla ölçülüyor. Oysa ticari seyrüsefer için belirleyici olan, tehdidin bir gün bastırılması değil güzergâhın aylar boyunca öngörülebilir kalmasıdır. Bir liman el değiştiriyor, yol kapanıyor veya kıyıdaki silahlı yapı ticari gemileri siyasi pazarlığın parçasına çeviriyorsa açık denizdeki üstünlük sigorta primini, mürettebat riskini ve rota kararını tek başına normale döndüremez.

Husiler açısından kıyı ve limanlar yalnız toprak değildir. Bunlar gelir, ikmal, görünürlük ve bölgesel pazarlık gücü üretir. Yemen hükümeti ve onu destekleyen Suudi Arabistan için aynı alan, sınır güvenliği ile deniz ticaretinin birleştiği savunma hattıdır. Uluslararası donanmalar ise geçişi korumak isterken bitmeyen bir kara savaşının tarafına dönüşmeme hesabı yapar. Aktörlerin aynı denize bakması, aynı hedefi paylaştıkları anlamına gelmiyor.

Uluslararası Denizcilik Örgütü, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde korsanlık, silahlı soygun, jeopolitik gerilim ve örgütlü suçun birlikte büyüdüğünü kaydediyor. Bu tablo büyük filoların gereksiz olduğunu değil, yetersiz kaldığını anlatır. Savaş gemisi saldırı riskini azaltabilir; fakat limanı onaramaz, yolu açamaz, yerel güvenlik kurumunu kuramaz ve çatışan taraflar arasında siyasi anlaşma üretemez.

Türkiye için mesele yalnız Süveyş faturası değil

Türkiye bakımından ilk sonuç navlun ve teslim süresidir. Fakat daha kalıcı mesele, Doğu Akdeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan ticaret hattının iki kırılgan eşiğe, Süveyş ile Babülmendep'e, bağımlı olmasıdır. Alternatif rota planı, liman bağlantıları, gemi ve yük sigortası ile diplomatik temas kapasitesi bu nedenle aynı güvenlik dosyasının parçalarıdır.

Ankara'nın deniz ticaretini yalnız donanma diliyle okuması eksik kalır. Bölge ülkeleriyle liman ve lojistik işbirliği, denizcilik şirketlerinin risk bilgisini hızla paylaşması ve Yemen'de siyasi süreci destekleyen diplomasi, askerî caydırıcılığın yerine değil yanına konmalıdır. Çünkü ticaret rotası, kıyısındaki devlet düzeninden daha sağlam olamaz.

Mokha'daki çatışmanın verdiği ders serttir: Babülmendep'i haritada dar bir boğaz olarak görmek kolay, onu her gün güvenle işleyen bir kamu düzeni olarak kurmak zordur. Kızıldeniz'de kalıcı güvenliği kim sağlayacak sorusunun cevabı, ufuktaki gemilerden önce kıyıda hangi otoritenin işlediğine bağlıdır.

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç