Yazarlar / Bize Dair

Derya İzem Sarp

Derya İzem Sarp

Gündem, toplum ve gündelik hayat yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Duyuru herkesin anlayacağı dilden başlamalı

Kamu hizmeti gişesinde telefon kullanan bir kadın ve uzaktan Türk İşaret Dili tercümanı görünen tablet

Bir duyuru ekrana düştüğünde çoğumuz onu okuduk sayıyoruz. Okul saatinin değiştiğini, bir başvurunun açıldığını ya da mahalledeki su kesintisini birkaç satırda öğrenip günümüzü ona göre kuruyoruz. Oysa aynı duyuru, Türk İşaret Dilini iletişim dili olarak kullanan biri için yalnız ekranda görünmüş olmakla bitmiyor. Ne söylendiğini bağımsız biçimde anlayabilmek, o bilginin gerçekten ulaşmış olması demek.

23 Eylül Uluslararası İşaret Dilleri Günü yaklaşırken bu ayrımı yeniden düşünmek gerekiyor. Birleşmiş Milletler, işaret dillerini konuşulan dillerden yapısal olarak ayrı, doğal diller olarak tanımlıyor ve bu dillere erişimi sağır kişilerin haklarına erişimin parçası sayıyor. Bu nedenle kurumlar, duyuruyu hazırlarken hangi videoda Türk İşaret Dili tercümanı kullanılacağını ve açık metnin nerede yer alacağını önceden belirlemeli.

Türkiye'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının AİLEM Engelsiz İletişim Merkezi, görüntülü uzaktan Türk İşaret Dili tercümanlığıyla kamu kurumları ve sosyal hayattaki iletişim engellerini azaltmayı hedefliyor. Bakanlığın Türk İşaret Dili Sözlüğü de Türkçe ve Türk İşaret Dilinde video tabanlı içerik sunuyor. Bunlar önemli adımlar. Bir işlem için yakınından yardım istemek zorunda kalmamak, insanın kendi sorusunu kendi diliyle sorabilmesini ve yanıtını doğrudan alabilmesini sağlar.

Fakat burada kolay bir alkışa da kapılmayalım. Bir kurumun erişilebilirlik hizmeti olması, her duyurusunun otomatik olarak anlaşılır olacağını göstermez. Acil bir değişiklik, başvuru takvimi, sağlık uyarısı veya okul mesajı yayımlanırken; metnin açık yazılması, videoda doğru altyazının bulunması ve gerektiğinde nitelikli Türk İşaret Dili tercümanlığının planlanması gerekir. Hangi içerikte hangi desteğin gerektiği, duyuru yayımlanmadan önce kararlaştırılmalı.

Burada işitenlerin de alışkanlığı var. Bir bilgiyi duyduğumuz anda kendiliğinden herkesin haberdar olduğunu varsayıyoruz. Sonra da bir kişi aynı soruyu yeniden sorunca, sanki yeterince dikkat etmemiş gibi davranabiliyoruz. Oysa duyurunun tek bir kanalda, hızlı konuşulan bir videoda ya da uzun ve dolambaçlı bir metinde kalması, bazı kişilerin içeriği tek başına anlayamamasına yol açar.

Elbette her belediyenin, okulun ya da küçük kurumun aynı gün içinde kapsamlı bir çeviri ekibi kurması beklenemez. Ama bu, hazırlıksızlığı normal saymayı gerektirmez. Hangi duyuruların öncelikli olduğu, tercümanlık desteğinin nereden alınacağı, altyazı denetiminin kimde olduğu ve açık metnin nerede yayımlanacağı önceden belirlenebilir. Bu hazırlık yapıldığında, başvuru veya acil uyarı yayımlandığı gün insanlar bilgiyi hangi kanaldan alacağını aramakla zaman kaybetmez.

Bana kalırsa iyi bir kamusal duyuru, onunla hayatını düzenlemesi gereken kişinin başkasına bağımlı kalmadan ne yapacağını anlayabilmesini sağlamalı. Kurumlar, duyuru takvimini ve hizmet değişikliklerini Türk İşaret Dili desteği, denetlenmiş altyazı ve açık metinle birlikte yayımladığında bu ihtiyaca somut bir karşılık verir.

Derya İzem Sarp yazılarından devam et

Tüm arşivi aç