Yazarlar / Bize Dair

Derya İzem Sarp

Derya İzem Sarp

Gündem, toplum ve gündelik hayat yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Köydeki kadının günü tarlada bitmiyor

Kırsal evin avlusunda sebze kasalarını hazırlayan kadın üretici

Görsel: Gezdiren

Sabah erkenden başlayan bir iş günü düşünelim: hayvanın yemini vermek, bahçeye bakmak, pazara hazırlanmak, çocukla ilgilenmek, yaşlı bir yakının ilacını takip etmek, evin suyu ve yemeğiyle uğraşmak. Bu işlerin bir bölümü ücret bordrosuna girer, bir bölümü aile içindeki alışkanlığın içinde kaybolur. Gün bitince geriye “çiftçi kadın” diye kolayca övülen, ama zamanının nereye gittiği pek sorulmayan bir hayat kalır.

15 Ekim Uluslararası Kırsal Kadınlar Günü, kırsal kadınların tarımsal üretime, gıda güvenliğine ve kırsal ekonomiye katkısını hatırlatıyor. Birleşmiş Milletler, bu günün arka planında kadınların toprak ve mülkiyet hakkına, krediye, danışmanlığa ve karar süreçlerine eşit erişimini özellikle sayıyor. FAO da 2026'da kadınların dünya tarımsal-gıda sistemleri iş gücünün yüzde 42'sini oluşturduğunu; buna rağmen toprak, sermaye, eğitim ve teknolojiye erişimde kalıcı farklar bulunduğunu yazdı.

Bu tabloyu yalnız “kadın emeği çok kıymetli” diyerek karşılamak, hayatın zor hesabını eksik bırakır. Kıymetli denilen emek bazen tam da bu övgü sayesinde ücretsiz ve sınırsız varsayılır. Tarlada çalışan kadının akşam yemeğini de kuracağı, çocuğun ödevini de takip edeceği, hastaneye gidecek yakının işini de ayarlayacağı peşinen kabul edilir. Üretimdeki rolü konuşulur; günün içindeki saatleri ise başkasının sorunu sayılır.

FAO'nun bakım ve ev içi emekle ilgili güncel rehberinde verilen küresel ortalama bu farkı somutlaştırıyor: Kadınlar ücretsiz ev ve bakım işlerine günde ortalama 4,2 saat ayırırken erkeklerde bu süre 1,9 saat. Ücretli ve ücretsiz işler birlikte hesaplandığında kadınların günlük toplam çalışma yükü 9,1 saate ulaşıyor. Elbette bu küresel ortalama, her köyün ve her hanenin yerine geçmez. Fakat suya, ulaşıma, kreşe, yaşlı bakımına ve sağlık hizmetine erişimin zorlaştığı yerlerde zaman yükünün neden ayrıca konuşulması gerektiğini anlatıyor.

Burada aile dayanışmasını küçümsemenin bir anlamı yok. Hasat zamanı komşunun yardımı, çocuğa bakan büyükanne, evde iş bölümü yapan eşler hayatı gerçekten taşır. Sorun, kamu hizmeti ve altyapının bıraktığı boşluğun bu dayanışma sayesinde hep kapanacağını varsaymakta. Suya ulaşmak, çocuğu okula bırakmak ya da bakım gerektiren bir yakını hastaneye götürmek saatler aldığında, bu işlerin çoğu evde kadınların çalışma ve dinlenme zamanından eksiliyor.

Kadın çiftçiye tohum, kredi ya da satış eğitimi sunmak bu yüzden tek başına yeterli sayılmaz. Bunlar elbette önemlidir; mülkiyet, finansman ve pazar bilgisi olmadan üreticinin pazarlık gücü zayıflar. Ancak eğitim saati çocuğun bakımıyla çakışıyorsa, kooperatif toplantısına gidebilmek için evdeki bütün düzeni önceden kurmak gerekiyorsa, fırsat kâğıt üzerinde kalabilir. Kırsal kalkınma programı, katılım için gereken zamanı kimin sağladığını da sormalı.

Bu soru erkekleri hedef tahtasına koymak için gerekli değil. Erkeklerin de mevsimlik, güvencesiz ve ağır iş koşulları altında ezildiği birçok hane var. Fakat ortak zorluğu anlatmak, iş bölümündeki farkı silmez. Bir evin geliri daraldığında herkes etkilenir; bakımın, yemeğin ve günlük düzenin aksamasını önleme görevi ise çoğu kez kadınların üzerine daha çabuk iner. Bu gerçeği kabul etmek, kimseyi suçlu ilan etmekten daha işe yarar bir başlangıçtır.

Köyün kadınını yalnız tarlada, ürünün yanında ya da şenlik kürsüsünde aradığımızda günün yarısını kaçırıyoruz. Onun üretime katılması için gereken şey bir kutlama cümlesinden daha somut: güvenilir ulaşım, erişilebilir bakım, su ve enerji altyapısı, mülkiyet hakkı, düzenli danışmanlık ve karar masasında gerçek bir söz. Bu hizmetler sağlandığında kadınlar, evdeki zorunlu işleri yetiştirmek için üretim, eğitim ve kooperatif çalışmalarından geri kalmak zorunda kalmaz.

Derya İzem Sarp yazılarından devam et

Tüm arşivi aç