Bir mecliste iki kişi aynı meseleye ayrı taraftan bakınca, çoğu zaman üçüncü bir ses hemen yetişir: “Birlik olalım.” Bu söz iyi niyet taşıyabilir. Fakat bazen birlik isteği, konuşmayı bitirmenin kibar adı olur. Farklı hükmün sebebini dinlemek yerine herkesi aynı cümleye çağırırız. Ardından sessizliği huzur sayarız.
İslam düşüncesinin ihtilâf dediği şey, her ayrılığa verilen tek ad değildir. TDV İslâm Ansiklopedisi, ihtilâfı bir konuda ayrı görüşlerin ortaya çıkması olarak açıklar. Klasik kullanımdaki ince ayrımda aynı maksada yönelenlerin yöntemde ayrılması ihtilâfa, karşıt tavrın ağır bastığı durum ise hilâfa yaklaşır. Bu ayrım, eski kitapların kelime merakı değildir. İnsanların aynı hayata bakıp neden ayrı hükme vardığını anlamayı sağlar.
Fıkıh tarihinde ictihada açık meselelerde birden fazla görüş bulunur. Âlimler her sözü eşit saymaz; delil aranır, gerekçe tartılır, hatalı bulunan görüş eleştirilir. Bir görüşün söylenmesi, onu söyleyen kişiyi topluluğun dışına atma sebebi sayılmaz. Bu usul önce delili, sonra gerekçeyi konuşmayı ister; hangi görüşün daha güçlü olduğuna da bu tartışmanın sonunda karar verilir.
Bugünün tartışmasında farklılık çoğu kez önce niyet kusuruna çevriliyor. Bir kimse başka bir sonuca varmışsa, onun metni okumadığına, kötü niyet taşıdığına ya da bir tarafa çalıştığına hükmediliyor. Böyle bir dilde delilin işi azalır; sesin yüksekliği ve kalabalığın hızı öne geçer. İnsan kendi kanaatini savunurken karşısındakinin hangi soruyu cevaplamaya çalıştığını merak etmeyi bırakır.
Hucurât sûresinin 9. âyeti, çatışan iki grup arasında ıslahı isterken adaleti ayrıca zikreder. Bu, her iki tarafa da hoş gelecek orta bir cümle bulmak değildir. Haksızlık varsa onu görmek, zararı durdurmak ve ardından ilişkiyi adaletle onarmaktır. Âyet, topluluk içindeki anlaşmazlığa kayıtsız kalmayı öğütlemez; tarafları adalet ölçüsüne çağırır.
İhtilâfı övmek de kolaydır. Ayrı hüküm, ortak hakikat arayışı içinde delilin gösterdiği sınırı, konuşmanın edebini ve karşısındakinin hakkını hesaba kattığında anlam taşır. Herkes kanaatini bir rozet gibi taşıdığında ortak hayat zayıflar.
Bana göre birlik, hangi sözün hangi gerekçeyle söylendiğini dinleme sabrıyla başlar. Bu sabır sürerse taraflar birbirini susturmaya çalışmadan itiraz eder; ortak hayat da buna göre yolunu bulur.