Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Boğazdaki baskı Tayvan’ı küresel deniz güvenliğinin merkezine itiyor

Tayvan Boğazı deniz güvenliği ve liman dayanıklılığını anlatan yazısız editoryal görsel

Tayvan'da 10-13 Ağustos'ta yapılan sivil savunma ve Han Kuang tatbikatları, uzak bir adanın rutin askerî provası gibi okunamaz. Tatbikatın asıl anlattığı şey, bir çatışmanın ilk saatlerinde kimin daha çok gemiye sahip olduğundan önce kimin devlet düzenini, haberleşmesini, limanlarını ve toplumunu ayakta tutabileceğidir. Tayvan Boğazı bu yüzden yalnız iki kıyı arasındaki dar su değildir; küresel deniz düzeninin en yoğun siyasi basıncını taşıyan eştir.

Pekin'in baskısı her zaman işgal ilanıyla başlamıyor. Uçuşlar, deniz devriyeleri, hukuk ve idare dili, ekonomik baskı ve tatbikatlar aynı dosyanın farklı sayfalarıdır. Bu araçların her biri savaş eşiğinin altında kalabilir; fakat birlikte kullanıldıklarında karşı tarafın karar verme süresini kısaltır. Bir limanın açık kalması, bir kablonun çalışması veya ticari geminin rotasını koruması artık teknik mesele olmaktan çıkar, devletin iradesi hakkında günlük bir sınava dönüşür.

Caydırıcılık yalnızca füzelerin menziliyle ölçülmüyor

Taipei'nin tatbikat yaklaşımı bu nedenle önemlidir. Askerî birliklerin hareketi kadar belediyelerin, acil durum kanallarının, ulaşım ağlarının ve sivil nüfusun davranışı da sınanıyor. Bu hazırlık, saldırıyı imkânsız kılmaz. Fakat saldırganın hesapladığı hızlı sonuç ile karşısında bulacağı dağınık olmayan bir direnç arasındaki farkı büyütür.

Çin açısından mesele yalnızca bir ada üzerindeki askerî üstünlük değildir. Boğaz çevresindeki baskı, bölgedeki deniz trafiğini, enerji akışını ve teknoloji tedarikini aynı anda etkiler. Tayvan'ın çip üretimindeki ağırlığı sıkça ekonomik başlık olarak ele alınıyor. Oysa bu üretim, güvenli limanlar, elektrik, veri bağlantısı ve düzenli deniz taşımacılığı olmadan çalışamaz. Sanayi kapasitesi ile deniz güvenliği burada aynı stratejik zincirin halkalarıdır.

Washington'ın belirsizliği de planın parçası

ABD'nin bölgedeki rolü bu zincirin en tartışmalı halkasıdır. Washington'ın Tayvan'a desteği, ada yönetiminin savunma kapasitesini artırıyor; ancak hangi koşulda ve ne ölçüde doğrudan müdahil olunacağı konusundaki belirsizlik de sürüyor. Bu belirsizlik bazen caydırıcılık üretir, bazen de Pekin'in yanlış hesap riskini artırır. Müttefiklerin görevi yalnızca Amerikan güvencesine yaslanmak değil, kendi liman, mühimmat, istihbarat ve ikmal ağlarını da gerçek bir dayanıklılık düzeyine taşımaktır.

Japonya, Filipinler ve Avustralya için Tayvan Boğazı'nın önemi buradan geliyor. Deniz geçişi kesintiye uğradığında sorun yalnızca askerî bir koridorun kapanması değildir. Sigorta maliyetleri, ticaret rotaları, üslerin kullanımı ve enerji güvenliği aynı anda etkilenir. Bölge ülkeleri bu yüzden açıklamalarla değil, hangi limanın ne kadar süre çalışabileceği ve hangi filonun kaç gün ikmal yapabileceğiyle ölçülecek bir hazırlık dönemine giriyor.

Boğazdaki baskı küresel pazara sızıyor

Bu tablo Türkiye açısından da uzakta kalmıyor. Türkiye'nin dış ticareti ve enerji tedariki farklı deniz havzalarına dağılsa da, küresel taşımacılıkta bir daralmanın etkisi rota, navlun, sigorta ve teslimat süreleri üzerinden hissedilir. Karadeniz'de deniz güvenliği ile Hint-Pasifik'teki geçiş güvenliği birbirinden kopuk dosyalar değildir. İkisinde de devletler, ticari akışın devamı ile askerî riskin yönetimini aynı anda yapmak zorunda kalıyor.

Buradaki temel ders, deniz gücünü yalnızca gemi sayısıyla kurmanın yetersiz olduğudur. Gemi kadar bakım kapasitesi, mühimmat stoğu, uydu ve radar ağı, sivil limanların dayanıklılığı ve siyasi kararın sürekliliği gerekir. Tayvan çevresindeki baskı büyüdükçe, çatışmanın kazananı ilk atışı yapan değil, baskı altında düzenini koruyabilen taraf olmaya yaklaşacaktır.

Tayvan Boğazı'nın taşıdığı stratejik eşik tam da budur. Bir yanda savaş ilan etmeden alan daraltan sürekli baskı, diğer yanda bu baskıyı günlük hayatın ve devlet kapasitesinin içine yayarak maliyetli hâle getirmeye çalışan savunma anlayışı var. Dünya deniz düzeni artık bu dar su yolunda yalnızca kimin geçeceğini değil, geçişin hangi siyasi bedelle sürdürülebileceğini de tartışıyor.

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç