Görsel: Gezdiren için özgün olarak üretildi.
28 Ağustos’ta güncellenen Hazine faiz destekli esnaf kredilerinde, vergi ve SGK borcu bulunanlar için iki yol tarif edildi. Borcun bir bölümü kredi kullandırımında banka tarafından doğrudan tahsil dairesine yatırılabilecek; ya da borç kapatılmadan daha düşük faiz indirimiyle kredi kullanılabilecek. Haberin küçük işletme açısından önemli tarafı “krediye erişim genişledi” cümlesi değil. Aynı kredi, dükkâna girecek para ile dükkândan hiç geçmeden borca gidecek parayı ikiye ayırıyor. Ticaret Bakanlığı’nın açıklaması, borç kapatma seçeneğinde Hazine faiz destekli tutarın en çok yüzde 25’inin bu iş için kullanılabileceğini; bankanın bir yıl içinde aktaracağı toplamın 300 bin lirayı aşamayacağını söylüyor.
Bu yüzden başvuru masasındaki ilk hesap kredi limiti olmamalı. İşletmenin o günkü vergi ve SGK borcu, 15 gün içinde alınmış borç durum yazısı, tedarikçiye ödenecek vadeler ve gelecek dört haftanın zorunlu ödemeleri aynı kağıtta durmalı. Borcun kapatılmasına ayrılan tutar, kasa için serbest bir kaynak değildir. O parayla yeni mal alınacak, eski bir tedarikçiye ödeme yapılacak ya da yoğun günler için personel planı tutulacakmış gibi davranılırsa, kredi kullandırıldığı gün hesap eksik kalır.
Kuralın süre tarafı da önemlidir. Bakanlık, kredi kullanımından en fazla 15 gün önce alınmış vergi ve SGK borç durum yazısını istiyor. Bu belgeyi başvuru dosyasına giren formalite diye görmek kolaydır. Fakat iki hafta içinde gelen bir tahakkuk, yapılan yapılandırma ödemesi ya da unutulmuş bir şube borcu, bankadaki konuşmanın rakamını değiştirir. Bu değişiklik kredi kullanım gününde fark edilirse, banka için hazırlanan tutar ile o haftanın ödeme planı yeniden kurulmak zorunda kalır.
Borç kapatma seçeneği her işletme için doğru karar da değildir. Düzenli yapılandırma ödeyen ve borçsuz kabul edilen esnaf, mevcut uygulamadaki yüzde 50 faiz indirimiyle, Bakanlığın verdiği güncel örnekte yüzde 20 oranla kredi kullanmaya devam edebiliyor. Borcu kapatmayanlar için indirim yüzde 40’a düşüyor ve güncel örnekte oran yüzde 24 oluyor. Aradaki farkı yalnız aylık taksite bölüp bakmak yetmez. Borcu kapatmak için ayrılan bölümün ardından işletmenin mal, kira, ücret ve günlük satış giderlerini kaç hafta çevirebildiğini de görmek gerekir.
Burada patronun kendi sorumluluğu var. Borcu kapatmak, satılmayan ürünü satılmış ya da geciken tahsilatı gelmiş yapmaz. Aynı şekilde, daha fazla işletme sermayesi bırakmak için vergi ve SGK borcunu görünmez saymak da çözüm değildir. Hangi seçeneğin seçildiği, çalışan ücretini veya tedarikçi ödemesini sonradan sürpriz bir kesintiye çevirmemeli.
Yarın yapılacak iş basit: Kredi için düşünülen tutarı iki satıra ayırmak. İlk satıra doğrudan borca gidecek bölümü, ikinci satıra kasada kalacak bölümü yazmak; ikinci satırın karşısına da dört haftalık mal, kira, ücret ve yapılandırma ödemelerini koymak. Kalan para o haftaları taşımıyorsa, banka görüşmesinde önce kredi değil bu boşluk konuşulmalı.