Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

İran savaşında çıkış kapısı hedef listesinden geçmiyor

İran savaşında çıkış kapısının belirsizliğini gösteren yazısız sembolik editoryal kriz odası görseli

İran’a karşı operasyonlarda vurulan komuta merkezleri, füze rampaları, hava savunma bataryaları ve deniz unsurları tek tek açıklanıyor. Bu liste askerî hasarı gösteriyor; savaşın hangi siyasi düzenlemeyle biteceğini göstermiyor. Washington’ın önündeki açık soru, İran’ın kalan kapasitesinden çok çıkış koşulları.

Beyaz Saray nisan ayında ateşkesin devreye girdiğini söyleyerek operasyonu başarı olarak sundu. Pentagon da hedefleri füze, drone, hava savunma, donanma ve nükleer kapasite başlıklarında sıraladı. İran’ın bundan sonra hangi kanallardan maliyet üretebileceği ise bu açıklamalarda daha az yer tutuyor.

Ateşkesin sınırı

Ateşkes tarafların cephane, kamuoyu, diplomasi veya enerji piyasası baskısı nedeniyle durduğu geçici bir aralık olabilir. Son saldırı ve karşı saldırı haberleri, siyasi hedefler üzerinde kalıcı bir uzlaşma kurulmadığını gösteriyor.

İran açısından tablo daha karmaşıktır. Tahran’ın askerî kapasitesi ağır baskı altında olabilir; fakat rejim davranışı yalnız envanter kaybıyla açıklanmaz. İran’ın en ucuz cevabı doğrudan simetrik savaş olmayabilir. Bölgedeki Amerikan üslerine baskı, Hürmüz ve çevresinde seyrüsefer riskini yükseltme, vekil ağları üzerinden alan genişletme, nükleer dosyada denetim alanını daraltma ve petrol fiyatı üzerinden siyasi maliyet üretme seçenekleri aynı repertuvarın parçalarıdır. Bunların her biri büyük zafer getirmeyebilir; fakat çıkış kapısını Washington için daha maliyetli hâle getirebilir.

Kongre sorusu cephe dışı değildir

Savaş yetkisi tartışması, Amerikan iç siyasetinin tali bir gürültüsü sayılmamalıdır. Senato’da başkanın İran’a karşı askerî yetkilerini sınırlama girişimlerinin yeniden gündeme gelmesi, sahadaki operasyon kadar önemlidir. Çünkü modern Amerikan güç kullanımında sürdürülebilirlik yalnız uçak, gemi ve mühimmatla ölçülmez; hukuki zemin, kamuoyu sabrı ve kayıp muhasebesi de kapasitenin parçasıdır.

Pentagon’un kayıp kategorileri ve operasyon safhaları üzerine yürüyen tartışmalar da bu nedenle teknik bir kayıt meselesinden ibaret değildir. Bir yönetim savaşın bittiğini, yeni bir safhaya geçtiğini veya sınırlı kaldığını söylediğinde yalnız diplomasi yapmaz; Kongre denetimi, bütçe yükü ve toplumun savaşa verdiği rızanın sınırlarını da tarif etmeye çalışır. Bu sınırlar belirsizleştiğinde askerî üstünlük, siyasi açıklık üretmek yerine yeni bir güven sorunu doğurur.

Bölge ülkelerinin hesabı farklı

Körfez ülkeleri, Irak, Ürdün, İsrail ve Avrupa bu savaşın etrafında aynı korkuyu taşımıyor. İsrail kapasite kaybının uzun sürmesini ister; Körfez başkentleri enerji akışının ve üs güvenliğinin korunmasına bakar; Irak egemenlik ve iç denge baskısı hisseder; Avrupa tırmanmanın göç, enerji ve ticaret kanallarına nasıl yansıyacağını hesaplar. Bu aktörlerin hepsi Washington’a yakın görünse bile aynı sonuca razı değildir.

Körfez’deki üs güvenliği, Hürmüz’deki sigorta maliyeti, Irak’ın egemenlik kaygısı, İsrail’in güvenlik beklentisi ve Avrupa’nın enerji hesabı aynı diplomatik formülde buluşmak zorunda. Bir aktörü rahatlatan düzenleme diğerinin riskini artırabilir.

Nükleer dosya bu denklemde ayrı bir ağırlık taşır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İran’a ilişkin denetim ve işbirliği çağrıları, askerî baskının diplomatik doğrulamanın yerine geçemeyeceğini hatırlatıyor. Bir tesisin vurulması, programın tüm bilgisinin, malzemesinin ve yeniden kurma iradesinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu yüzden nükleer meselede kalıcı sonuç, sonunda yine denetlenebilirlik ve siyasi taahhüt gerektirir.

Türkiye açısından taşma riski

Türkiye bu krizi uzaktan izleyen bir ülke değildir. Enerji fiyatı, deniz geçişleri, Irak ve Suriye sahalarındaki dengeler, NATO içi konuşmalar ve bölgesel diplomasi Ankara’nın hareket alanına doğrudan temas eder. Türkiye için en akıllı çizgi, taraflardan birinin savaş anlatısına eklemlenmek değil, tırmanmanın kendi çevresine taşıdığı maliyetleri soğukkanlı biçimde sınırlamaktır.

Washington İran’ın askerî kapasitesini azaltabilir; fakat Tahran’ın enerji, vekil ağları, deniz yolları ve nükleer denetim üzerinden maliyet üretme imkânı sürüyor. Kalıcı çıkış, hedef sayısından çok bu kanalların diplomatik ve denetlenebilir bir düzene bağlanmasına bağlı.

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç