Yazarlar / Risk ve Hesap

Lara Leyla Arel

Lara Leyla Arel

Finans ve risk yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

İşsizlik oranı gerilerken işgücünün niteliği belirleyici oluyor

Modern bir üretim tesisinde çalışanlar ve otomasyon ekipmanları

Türkiye'de işsizlik oranının tek başına sakinleşmesi, işgücü piyasasının bütün yükünü göstermiyor. TÜİK'in 19 Ağustos 2026'da yayımladığı ikinci çeyrek dönemsel işgücü istatistikleri, işsizliğin yanında istihdamın hangi alanlarda oluştuğuna, çalışma çağındaki nüfusun ne kadarının piyasaya girdiğine ve gençlerin geçişinin nasıl seyrettiğine bakmayı zorunlu kılıyor. Çünkü bir ekonomi, daha az işsizle değil, daha yüksek katma değer üreten ve daha geniş bir kesimi üretime bağlayan işlerle kalıcı biçimde güçlenir.

İşsizlik oranı neyi ölçüyor, neyi saklıyor?

İşsizlik oranı işgücündeki işsizlerin payını gösterir. İşgücüne dahil olmayanlar bu payın paydasında değildir. Bu nedenle oran düşerken istihdamın artması olumlu bir gelişme olabilir; fakat insanların iş aramaktan vazgeçmesi veya eğitim, bakım ve başka nedenlerle işgücü dışında kalması da aynı göstergede farklı bir görüntü yaratabilir. TÜİK'in haziran ayına ilişkin aylık bülteninde mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 7,6, istihdam oranı yüzde 48,9 olarak açıklanmıştı. Bu iki oran birlikte okunmadan piyasadaki iyileşmenin kapsamı anlaşılamaz.

İkinci çeyrek verisinin daha önemli tarafı, işgücünün yalnızca sayısını değil bileşimini izlemeye izin vermesidir. Kadınların, gençlerin ve eğitim düzeyi farklı grupların istihdama erişimi aynı değildir. İşe girişlerin düşük verimli, geçici veya becerinin kullanılmadığı alanlarda toplanması, işsizliği sınırlarken ücretlerin ve verimliliğin kalıcı olarak yükselmesini sağlamayabilir.

Verimlilik, istihdamın ikinci sınavı

OECD'nin Türkiye değerlendirmesi, uzun vadeli büyümenin verimlilik artışına ve kaynakların daha üretken sektörlere yönelmesine bağlı olduğunu vurguluyor. Bu, işgücü verisini yalnızca sosyal bir gösterge olmaktan çıkarıp para ve maliye politikasının ortak konusu haline getiriyor. TCMB'nin ağustos ayı beklenti ve güven yayımları da ekonomik kararların yalnız bugünkü istihdam sayısına değil, gelecek talep ve maliyet koşullarına göre verildiğini gösteriyor.

İstihdam artışı üretim kapasitesini genişletiyorsa büyümenin tabanı güçlenir. Aynı artış düşük verimli faaliyetlerde yoğunlaşıyor, firmalar yatırım ve beceri geliştirme kararlarını erteliyorsa ekonomi daha çok kişi çalıştırdığı halde daha az değer üretebilir. Bu ayrım, enflasyonun düşüşü ile ücretlerin alım gücü arasındaki ilişkiyi de belirler: verimlilik taşımayan ücret artışı maliyet baskısı yaratabilir; verimlilikle desteklenen ücret artışı ise talebi ve üretimi birlikte taşıyabilir.

Bu yüzden önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken gösterge yalnız işsizlik oranı değildir. İstihdam oranı, işgücüne katılım, gençlerin eğitimden işe geçişi, sektörlerin verimlilik farkı ve firmaların yatırım eğilimi birlikte izlenmelidir. İşgücü piyasasının gerçek başarısı, daha az kişinin işsiz görünmesiyle değil, daha fazla kişinin becerisini kullanabildiği üretken işlere bağlanmasıyla ölçülür.

Lara Leyla Arel yazılarından devam et

Tüm arşivi aç