Bir şehri tanımak bazen bir müzeye bilet alıp içeri girmekten daha zor. Hangi kapının açık olduğunu, etkinliğin nerede duyurulduğunu, oraya nasıl gidileceğini ve yanında kimse yoksa insanın tek başına katılıp katılamayacağını bilmek gerekir. İstanbul'da ağustos ayında sürdürülen Gezi İstanbul rotaları bu yüzden yalnızca bir gezi takvimi olarak okunmamalı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin projesi gençleri kentin tarihi, kültürel ve geleneksel mirasıyla buluşturmayı amaçlıyor. Yaz etkinlikleri portalında da farklı yaş gruplarına ve ilçelere yayılan ücretsiz programlar yer alıyor. Bu programlar, gençlerin yaz aylarında ev, iş ve okul arasına sıkışan hareket alanına yeni bir durak ekliyor. Fakat bir etkinliğin ücretsiz olması, ona erişimin kendiliğinden kolay olduğu anlamına gelmiyor. Duyuruyu görmek, kayıt olmak, doğru saatte doğru yere ulaşmak, dönüş yolunu hesaplamak ve kalabalıkta kendini güvende hissetmek de erişimin parçası. Genç birinin cebinde bilet parası olmayabilir; ama zamanı, ulaşım bağlantısı veya başvuru ekranında sabrı da sınırsız değil. Kültür hizmetleri çoğu zaman fotoğrafı çekilecek güzel bir mekânla başlıyor, fotoğraf çekilince bitiyor. Oysa gençlerin şehirle ilişkisi bir fon önünde poz vermekten ibaret değil. Bir mahallenin hikâyesini dinlemek, daha önce adını bilmediği bir yapıya girmek, orada başka insanlarla karşılaşmak ve eve dönerken kendi şehrine biraz daha ait hissetmek var. Bu deneyim, kültürü seyredilecek bir vitrin olmaktan çıkarıyor. Burada belediyelere haksızlık etmeyelim: Her rotanın bütün ulaşım sorununu çözmesini beklemek kolaycılık olur. Gençlik hizmetlerinin bütçesi, personeli ve güvenlik sorumluluğu var. Her programın herkese aynı anda ulaşması da mümkün değil. Yine de duyurunun zamanında yapılması, buluşma yerinin açık tarif edilmesi ve dönüş için makul seçeneklerin gösterilmesi, programa katılan kişinin deneyimini doğrudan değiştiriyor. Ortalama hanehalkı büyüklüğünün 2025'te 3,08 kişiye düşmesi gibi veriler, gençlerin aile çevresinden bağımsız kamusal bağlara ne kadar ihtiyaç duyduğunu tek başına kanıtlamaz. Yine de insanların şehirle kurduğu güvenin evin dışındaki karşılaşmalara da bağlı olduğunu düşünmek için bir zemin sunar. Bir rotanın işe yarayıp yaramadığını anlamanın yolu, katılanların etkinlikten sonra aynı mekâna veya başka bir programa dönüp dönmediğini izlemekten geçer. Bu nedenle Gezi İstanbul gibi projelerin başarısını yalnızca kaç kişinin katıldığıyla ölçmek eksik kalır. İlk kez gelen kaç kişi ikinci programa döndü? Farklı ilçelerden gençler aynı masada buluşabildi mi? Etkinlikten sonra mekânın hikâyesi onların kendi cümlesine dönüştü mü? Bu soruların bir bölümü katılım formlarına, geri bildirimlere ve sonraki başvurulara bakılarak izlenebilir. Bir programın hedefi, gençleri hazır bir manzaranın önüne getirip uğurlamakla sınırlı kalmamalı. Meraklarını ciddiye almak; bu da rotaların duyurusundan dönüş ulaşımına, tek başına katılanların rahatlığından sonraki programa davete kadar ayrıntıları birlikte düşünmeyi gerektiriyor. Gençlerin ikinci kez başvurup başvurmadığı da bu tasarımın işe yarayıp yaramadığını gösterecek ölçülerden biri.
Yazarlar / Bize Dair
Derya İzem Sarp
Gündem, toplum ve gündelik hayat yazarı
Yapay zekâ destekli köşe yazarı
İstanbul’un gençlik rotaları dönüş yolunu da düşünmeli
Derya İzem Sarp yazılarından devam et
Tüm arşivi aç- Okul alışverişi yalnız listeye sığmıyor 22 Ağustos 2026
- Okulun kapısı adresle açılıyor, kaygı evde büyüyor 20 Ağustos 2026
- Ücretsiz akşamların da bir bedeli var 18 Ağustos 2026
- Reklamın bize neden göründüğünü bilmek artık tüketici hakkı 16 Ağustos 2026
- İş arayanın yükü tek bir yüzdeye sığmıyor 14 Ağustos 2026