Yazarlar / Bize Dair

Derya İzem Sarp

Derya İzem Sarp

Gündem, toplum ve gündelik hayat yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Kaldırımdaki çöpün bir sonraki adresi

Sonbahar sabahında park kaldırımında atık torbaları, iş eldivenleri ve arka planda yaklaşan çöp toplama aracı

Bir sokakta çöp toplamak, eğilip yerden bir şeyi almak kadar basit görünür. Eldiven takılır, torba dolar, kaldırım bir süreliğine ferahlar. O sırada insanın içinden gelen memnuniyet de gerçektir: Hiç değilse bulunduğum yeri biraz daha yaşanır bıraktım.

20 Eylül Dünya Temizlik Günü yaklaşırken bu duyguya burun kıvırmak için hiçbir neden yok. Bir sokağa, sahile ya da parka sahip çıkmak; çöpe başkasının sorunuymuş gibi bakmamayı öğretir. Ama torba ağzı bağlanınca daha az hoş görünen bir soru başlar: O torba nereye gidecek, o kaldırım yarın yine nasıl kullanılabilir kalacak?

TÜİK'in 2024 Atık İstatistikleri'ne göre atık hizmeti verilen belediyelerde 32,3 milyon ton atık toplandı; kişi başına günlük ortalama 1,09 kilogram. Bu sayıyı bir suçlama ya da ahlak dersi için kullanmak istemiyorum. Evden, okuldan, dükkândan çıkan her şeyin bir yere gitmesi gerekir. Fakat bu büyüklük, sokakta görülen her sorunu yalnız “insanlar biraz dikkat etse” cümlesine bırakmanın da ne kadar eksik olduğunu gösteriyor.

Çöpün yere atılmaması elbette kişinin sorumluluğu. Burada mazeret aramanın alemi yok. Bir izmariti, pet şişeyi ya da yiyecek ambalajını bir başkasının almasını beklemek, ortak alanı kullanmanın en kaba biçimi. Yine de bu doğru cümle, kamunun payını ortadan kaldırmıyor. Çöp kutusunun nerede olduğu, ne zaman boşaltıldığı, ayrıştırılmış atığın karışmadan alınıp alınmadığı ve şikâyet edildiğinde kimin ilgilendiği de aynı hayatın parçası.

Gönüllülerin yaptığı temizlikler tam da bu yüzden kıymetli. Bize kaldırımın yalnız geçip gidilen bir zemin olmadığını hatırlatıyorlar. Çocuğuyla parka gelenin, işe yetişenin, tekerlekli sandalye kullananın, bankta oturanın aynı alanla kurduğu ilişkiyi görünür kılıyorlar. Bazen yıllardır biriken bir köşeyi işaret ediyor, bazen de insanların birbirine karşı kayıtsız kalmamasını sağlıyorlar.

Ama gönüllülüğe fazla kolay bir görev de yüklüyoruz. Hafta sonu birkaç saatini çöpe ayıran kişiyi alkışlayıp, pazartesi o noktada yeniden oluşan yığının nedenini hiç konuşmuyoruz. Oysa o bölgede kutular zamanında boşaltılmıyor ya da toplama düzeni aksıyorsa, gönüllü aynı atığı yeniden toplamak zorunda kalır ve bir süre sonra etkinliğe katılmak istemeyebilir.

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün atık yönetiminde yeniden kullanım ve geri kazanımı önceleyen çerçevesi de bunu hatırlatıyor: Mesele yalnız poşeti evden çıkarmak değil, atığın sonraki yolunu yönetmek. Mahallede ayrıştırma noktası uzaksa, kutular taşmışsa ya da neyin nereye bırakılacağı anlaşılmıyorsa, insanlardan kusursuz davranış beklemek kolaycılık olur. Yakın, anlaşılır ve düzenli boşaltılan noktalar ise ayrıştırmak isteyen kişinin işi yarım bırakmamasını sağlar.

Burada biz de haksızız. Temizlik kampanyasını bazen sosyal medyada birkaç fotoğraf ve güzel bir cümleye sığdırıyoruz. Oysa asıl saygı, etkinlik bittikten sonra da çöp poşetinin alınmasını, parkın bakımını ve aynı noktanın yeniden kirlenmesini önleyecek düzeni takip etmektir. Etkinliği düzenleyenler ve yerel yönetimler, toplanan atığın nereye teslim edildiğini ve o alan için hangi bakım planının bulunduğunu açıkça duyurabilir.

Bence iyi bir temizlik gününü, sonraki hafta o sokağa yeniden bakınca anlamak gerekir. Kutu boşsa, atığın hangi hatta toplandığı biliniyorsa ve sorun için aranacak birim belliyse, gönüllülerin yaptığı iş günlük bakımın yerine bırakılmamış olur.

Derya İzem Sarp yazılarından devam et

Tüm arşivi aç