Eylül sonunda bir ağacın bütün yaprakları aynı anda sararmıyor. Dala dışarıdan bakan göz, önce güneşe açık bir daldaki sarıyı, sonra gölgede kalan yeşili seçiyor. Bu renk değişimi yaprağın boyanmasıyla başlamaz. Yaz boyunca baskın görünen yeşil pigment, klorofil, sonbaharın kısalan günlerinde parçalanmaya başlar.
Klorofil yaprağın ışığı kullanıp şeker üretmesinde görev alır. Yeşil miktarı azalınca, yaprakta yazın da bulunan sarı ve turuncu karotenoidler görünür olur. Bu yüzden huş ya da kavak gibi bazı ağaçlar çoğunlukla sarıya döner. Orman Hizmetleri'nin açıklaması, sarı rengin çoğu kez yeni yapılmış bir boya olmadığını; yeşilin arkasında kalan pigmentlerin görünmesi olduğunu anlatıyor.
Kırmızı yaprakta süreç biraz farklıdır. Bazı türler sonbaharda antosiyanin üretir. Güneşli günler yaprakta şeker oluşmasını sürdürür; serin geceler bu şekerin yapraktan taşınmasını yavaşlatabilir. Bu koşullar kırmızı rengin belirginleşmesine elverişlidir. Yine de aynı ağacın gölge tarafı daha sarı, güneşe bakan tarafı daha kırmızı kalabilir. Renk, türün özelliğiyle o sonbaharın ışığı ve sıcaklığının birlikte sonucudur.
İlk donu tek neden saymak doğru olmaz. Penn State Extension, ağaçların mevsimi günlerin ve özellikle gecelerin uzunluğundaki değişimle izlediğini vurguluyor. Bazı yapraklar don görülmeden renklenir; bu yüzden renklenmenin başlangıcında gün uzunluğundaki değişim daha erken bir işarettir.
Bu hafta sokakta bir ağaca bakarken önce yaprağın rengini saymak yerine dallar arasındaki farkı izleyin. Sarı yaprakta yeşilin çekildiğini, kırmızı yaprakta ise türün ve havanın birlikte daha belirgin bir renk oluşturduğunu görebilirsiniz. Yeşil azaldıkça, yapraktaki öteki pigmentler daha kolay seçilir.
Kaynaklar: USDA Orman Hizmetleri: Yapraklar neden renk değiştirir? · Penn State Extension: Bitkilerde zaman ölçüsü