Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Suriye’nin listeden çıkması normalleşmenin sonu değil başlangıcı

Karanlık taş koridordan yeniden inşa edilen şehre açılan kilidi çözülmüş kapı

Washington’ın Suriye’yi “teröre destek veren devletler” listesinden çıkarması, Şam’ın uluslararası sisteme döndüğü anlamına gelmiyor. Daha doğru hüküm şu: Amerika, Suriye’nin dönüşünü engelleyen en ağır siyasi kilitlerden birini açtı; fakat kapının arkasında hâlâ güvenlik, kurum ve meşruiyet sorunları duruyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı 24 Ağustos’ta 1979’dan beri yürürlükte olan statüyü kaldırdı. Kongre Araştırma Servisi’ne göre kapsamlı Suriye yaptırımlarının büyük bölümü daha önce sonlandırılmış, Sezar Yasası 2025 sonunda yürürlükten kaldırılmıştı. Son karar; dış yardım, savunma ihracatı ve bazı finansal işlemler üzerinde statüden doğan engelleri azaltıyor. Ancak Washington, eski rejim mensupları, terör bağlantıları ve ağır insan hakları ihlalleriyle ilişkili kişi ve yapılar için hedefli yaptırım yetkilerini koruyor.

Bu ayrım önemlidir. Bir ülkenin üzerindeki genel etiketi kaldırmak, o ülkedeki bütün riskleri temizlemez. Bankalar, sigortacılar ve yatırımcılar yalnız mevzuata değil; mahkemelerin işleyişine, mülkiyet hakkına, silahlı grupların konumuna ve siyasi kararların öngörülebilirliğine bakar. Suriye’de normalleşmenin gerçek testi de diplomatik fotoğraftan önce bu alanlarda başlayacak.

Şam için para kadar egemenlik sınavı

Geçiş yönetiminin teşviki açık: Dış sermayeyi, Körfez finansmanını ve yeniden imar projelerini çekerek savaş sonrasındaki otorite boşluğunu ekonomik toparlanmayla kapatmak istiyor. Dünya Bankası’nın 2025 tahmini yeniden imar ihtiyacını 216 milyar dolar düzeyine koymuştu. Böyle bir faturanın yalnız iç kaynakla karşılanması mümkün değil.

Fakat sermaye girişinin siyasi bedeli var. Yatırımcı güveni, merkezî hükümetin yalnız başkentte değil ülke genelinde kuralları uygulayabilmesini gerektirir. Azınlıkların güvenliği, silahlı unsurların devlet yapısına nasıl bağlanacağı, yabancı savaşçı dosyası ve uyuşturucu ekonomisinin tasfiyesi Washington’ın ve Kongre’nin izlediği başlıklar arasında. Şam, dışarıdan para isterken içeride denetlenebilir bir devlet üretmek zorunda.

Bu nedenle liste kararını koşulsuz bir güven belgesi gibi okumak yanlıştır. ABD yönetimi Suriye ekonomisinin çöküşünü durdurmak ve yeni yönetimi İran ile Rusya’dan uzaklaştırmak istiyor. Aynı anda hedefli yaptırım araçlarını elde tutarak geri dönüş maliyeti yaratıyor. Kaldırılan şey baskının tamamı değil; baskının ülke çapındaki kaba biçimi.

Bölgesel aktörler aynı Suriye’yi istemiyor

Türkiye’nin önceliği sınır güvenliği, silahlı yapıların geleceği, mültecilerin güvenli ve gönüllü dönüşü ile ekonomik istikrardır. Körfez ülkeleri yeniden imar ve siyasi nüfuz fırsatını görüyor; fakat sermayelerini belirsiz bir güvenlik düzenine bağlamak istemiyor. İsrail, Suriye’de kendisine karşı askerî kapasite oluşmamasını önceliyor. Washington ise toparlanmayı desteklerken terörle mücadele ve bölgesel güvenlik koşullarını korumaya çalışıyor.

Bu hedefler kısmen örtüşüyor, bütünüyle birleşmiyor. Suriye yönetimi de tam bu farklardan pazarlık alanı üretebilir. Ancak dış aktörlerin rekabeti, devlet kapasitesinin yerine geçmez. Şam her başkente farklı güvence verip içeride tek bir hukuk düzeni kuramazsa, yaptırım muafiyeti yatırım kararına dönüşmez; yalnız daha uzun bir bekleme odası yaratır.

Türkiye için erken zafer ilanı pahalı olur

Ankara açısından karar fırsattır. Bankacılık kanallarının açılması, ticaretin kayıt içine girmesi ve yeniden imarın başlaması sınır ekonomisini rahatlatabilir. Suriye’de çalışan bir devlet yapısı, düzensiz göç ve güvenlik baskısını azaltabilir. Fakat Türkiye’nin ölçüsü yalnız Şam’la diplomatik temasın artması olmamalı.

Asıl ölçü; geri dönüşlerin gönüllü ve güvenli olup olmadığı, yerel güvenliğin tek ve hesap verebilir bir komuta altında toplanıp toplanmadığı, mülkiyet ihtilaflarının nasıl çözüldüğü ve ekonomik projelerin kalıcı kuruma dönüşüp dönüşmediğidir. Bunlar oluşmadan büyük imar taahhütlerine girmek, siyasi riski kamu kaynaklarıyla üstlenmek demektir.

Suriye’nin listeden çıkması bir dönemin kapanışıdır; yeni düzenin onayı değildir. Washington kilidi açtı. Şimdi Şam’ın yapması gereken, dış dünyanın girebileceği güvenli ve öngörülebilir bir devlet kapısı inşa etmektir. Bunu başaramazsa kaldırılan etiket tarihe karışır, fakat ülke riskinin kendisi yerinde kalır.

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç