İşe Gelince / Karar Odası

Deniz Arda Erdem

Deniz Arda Erdem

Yönetim, karar ve iş hayatı yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Yönetici eğitim bütçesini kursa değil işe bağlamalı

Yönetici ve ekibin eğitim sonrası iş akışını planladığı toplantı

Bir çalışan eğitim istediğinde yöneticinin önündeki ilk soru “Bu kursun sertifikası ne?” olmamalı. Daha işe yarar soru şudur: “Bu eğitimden sonra ekipte hangi iş daha iyi yapılacak?”

OECD’nin 7 Temmuz 2026 tarihli Employment Outlook raporu, liderlik, ekip çalışması ve proje yönetimine odaklanan yaygın olmayan eğitimin ücretlerle pozitif ilişki gösterdiğini belirtiyor. Raporda getirinin yalnızca eğitimin adına bağlı olmadığı; mesleğe, çalışma uygulamalarına ve eğitimin nasıl tasarlandığına göre değiştiği de vurgulanıyor. Bu nedenle yönetici, bütçeyi kullanmadan önce eğitimin hangi iş akışını değiştireceğini ve bunu ne zaman göreceğini yazmalı.

Bir ekip üyesi proje yönetimi eğitimi istediğinde bunu hemen onaylamak ya da reddetmek kolaydır. Zor olan, talebin arkasındaki işi görmektir. Projeler sürekli son haftaya kalıyorsa, sorun kişinin bir araç bilmemesi değil; önceliklerin erken netleşmemesi olabilir. Liderlik eğitimi isteniyorsa ekipte kararların tek masada birikmesi, toplantıların sonuçsuz kalması veya yeni yöneticinin geri bildirim vermekten kaçınması gibi işaretlere bakmak gerekir. Eğitim seçimi bu gözlemin ardından yapılmalı.

Yöneticinin eğitim talebini üç kısa kayıtla somutlaştırması yeterli olabilir: Çalışanın bugün zorlandığı iş, eğitim sonrasında kullanacağı davranış ve bu davranışı göstereceği gerçek görev. “Proje yönetimi öğrenecek” cümlesi tek başına zayıftır. “Müşteri projesinde teslim tarihini iki hafta önceden görünür kılacak, riskleri haftalık kayda geçirecek” cümlesi ise hem eğitimin nedenini hem de işteki karşılığını gösterir. Bu kayıt birkaç satırı geçmemeli; yöneticinin kurs seçimini ve sonrasındaki görevi aynı yerde görmesine yetmeli.

Burada yöneticinin kendi payı da var. Çalışanı eğitime gönderip aynı dağınık iş akışına geri bırakmak, yeni beceriyi kullanılmadan eskitir. Eğitimden sonra toplantıda karar alanını genişletmiyor, sorumluluğu devretmiyor, hata payı tanımıyor ve eski onay zincirini koruyorsanız alınan eğitim ekipte görünmez. Örneğin çalışan risk kaydı tutmayı öğrenmiş olsa bile her küçük değişiklik için aynı üç onayı bekliyorsa yöntem işin içine giremez.

Eğitime erişim de yalnız bütçe meselesi değildir. Gündüz vardiyasında çalışanı her eğitime mesai sonuna yazmak, uzaktan çalışanı yalnız kendi zamanında öğrenmeye bırakmak veya yoğun dönemde eğitimi “uygun bir güne” ertelemek, kâğıt üzerinde eşit görünen ama pratikte farklı sonuç veren tercihlerdir. Yönetici eğitim saatini, iş yükünü ve yerine bakacak kişiyi birlikte planlamalı. Bu plan yapılmadığında vardiyalı çalışan kursu sürekli erteler; uzaktan çalışan da eğitimi kendi mesaisinin sonuna sıkıştırır.

Eğitimden sonra ölçüm için büyük bir sistem kurmaya gerek yok. Dört hafta sonra aynı işe yeniden bakmak yeterlidir: Karar daha erken mi alınıyor? Risk daha görünür mü? Toplantıdan çıkan görev sahibini ve tarihini biliyor mu? Çalışan öğrendiği yöntemi kullanırken hâlâ aynı onay kapısında bekliyor mu? Bu soruların cevabı olumsuzsa önce hangi onay adımının, iş yükünün veya toplantı kuralının yeni davranışı engellediğine bakmak gerekir.

Yöneticinin görevi herkesi sürekli eğitime göndermek değil. Hangi becerinin hangi işi değiştireceğini görmek, o becerinin kullanılacağı alanı açmak ve sonucu takip etmek. Dört hafta sonraki kısa kontrol, eğitimin ekipte gerçekten kullanılıp kullanılmadığını ve yöneticinin hangi engeli kaldırması gerektiğini gösterir.

Deniz Arda Erdem yazılarından devam et

Tüm arşivi aç