Temmuzda tüketici enflasyonu yıllık yüzde 31,75'e inerken gıda ve alkolsüz içeceklerin yıllık artışı yüzde 37,53'te kaldı. Aradaki fark, hasadın iyi gitmesinin gıda fiyatları üzerindeki baskıyı bir anda bitirmediğini gösteriyor. Ağustos ortasında Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 hasadının 140 milyon tona ulaşabileceğini açıkladı; bu, arz açısından değerli bir işaret. Fakat pazara gelen ürün miktarı, gıdanın fiyatını belirleyen zincirin yalnız ilk halkası.
Gıda fiyatı tarladaki verim, depolama ve nakliye, işleme, enerji, kur ve perakende marjının birlikte ürettiği bir sonuçtur. İyi bir hububat hasadı belirli ürünlerde maliyet baskısını hafifletebilir; sebze, et, süt ve işlenmiş ürünlerin aynı hızla ucuzlayacağını ise söylemez. TÜİK'in temmuz verisinde gıda grubunun aylık artışı yüzde 1,61 oldu. Bu oran, mevsimin sunduğu rahatlamanın tüketici fiyatlarına otomatik ve eşit biçimde geçmediğini hatırlatıyor.
Verim ile fiyat arasındaki mesafe
Türkiye'nin gıda enflasyonunda iklim riski hâlâ belirleyici, fakat tek belirleyen değil. Bakanlığın temmuz sonunda devreye aldığı Tarımsal Kuraklık İzleme Sistemi, meteoroloji, su kaynakları ve fenolojik gözlemleri ilçe düzeyinde bir araya getirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşımın ekonomik değeri, kaybı olduktan sonra saymaktan çok ürün deseni, sulama ve lojistik kararını zamanında değiştirebilmesinde yatıyor.
Burada verimlilik, yalnız hektar başına alınan ürün değildir. Suya göre seçilmiş ürün, kaybı azaltan depolama, hasat sonrası soğuk zincir ve öngörülebilir girdi maliyeti aynı hesabın parçalarıdır. Merkez Bankası da mayıs Enflasyon Raporu'nda sebze kaynaklı işlenmemiş gıda fiyatlarının arz koşullarıyla güçlendiğini; uzun süren jeopolitik gerilimin gübre başta olmak üzere tarımsal girdi maliyeti üzerinden gecikmeli baskı yaratabileceğini kaydetmişti.
Politikanın izlemesi gereken zincir
Güçlü hasat, enflasyon programı için bir rahatlama alanı yaratabilir; bunu kalıcı kazanıma çevirecek olan ise ürünün pazara hangi maliyetle ve ne kadar kayıpla ulaştığıdır. Bu nedenle yalnız toplam üretim tonajına bakmak eksik kalır. Sulama suyu, gübre ve enerji maliyeti ile ürün bazında rekolte ve zayiat göstergeleri birlikte izlenmelidir.
Gıda fiyatındaki her yavaşlama para politikasının yükünü azaltır; fakat bu etki tek bir iyi sezona emanet edilemez. Türkiye'nin daha dayanıklı bir dezenflasyon patikası için tarım politikası, hava koşulunu bekleyen bir destek mekanizmasından ölçülen riske göre üretim ve lojistik kapasitesi kuran bir düzene geçmek zorunda.