Duştan sonra asılan havlu bazen ertesi gün hâlâ nemlidir ve temiz olduğu hâlde ekşimsi, kapalı bir koku verir. Kokunun kendisi sudan gelmez. Su, havluda kalan deri yağı, ter kalıntısı ve başka organik parçalarla birlikte bazı mikroorganizmaların çalışabileceği süreyi uzatır.
Havlu yıkandıktan sonra neden tamamen boş bir yüzey değildir?
Yıkama, havludaki kirin ve mikroorganizmaların büyük bölümünü azaltır; fakat lifler ile çamaşır makinesi bütünüyle steril hâle gelmez. Tekstil kokusu üzerine derleme, ciltteki maddelerin, makinedeki suyun ve makinenin ıslak bölümlerindeki mikroorganizmaların kumaşın sonraki kokusunu birlikte etkileyebildiğini anlatıyor. Bu yüzden sorun, yalnızca havlunun ne kadar temiz yıkandığı değildir.
Havlu yeniden ıslandığında emici pamuk lifleri suyu uzun süre tutar. Havlu kalınsa, katlanmışsa ya da hava az dolaşıyorsa bu süre daha da uzar. Nem, lifte kalan organik maddeleri ve mikroorganizmaları bir arada tutan ortamdır; koku ise onların bıraktığı uçucu maddeler havaya karışınca fark edilir.
Kötü kokan şey bakteri değil, onun ürettiği küçük moleküllerdir
Mikroorganizmalar kendi başlarına burnumuza doğrudan “koku” olarak gelmez. Uygun koşullarda bazı organik maddeleri parçalar ve uçucu organik bileşikler üretir. Islak kumaş kokusuyla ilişkilendirilen bu maddeler arasında bazı kısa zincirli asitler ve kükürtlü bileşikler bulunur. Havlu mikrobiyomu üzerine yapılan bir çalışmada da, nemli koşullarda bu tür uçucu bileşiklerin artışı ile algılanan koku birlikte incelendi.
Burada önemli ayrım şudur: nem, tek başına koku değildir; ama kokuyu oluşturan süreç için bekleme süresi sağlar. Havluyu aynı gün hızla kuruttuğunuzda, suyun uzaklaşması bu süreci erken keser. Günlerce nemli kalan havluda ise aynı lifler, aynı kalıntılar ve daha uzun süre bir arada kalır.
Neden bazı havlular daha çabuk kokar?
Havlunun kalınlığı ve nasıl asıldığı kadar kullanım biçimi de etkiler. Duşta vücuttan geçen yağ ve deri kalıntıları liflere taşınır. Birden çok kişi aynı havluyu kullanıyorsa ya da havlu her kullanımdan sonra büzülüp askıda kalıyorsa, başlangıçtaki malzeme ve nem süresi değişir. Çamaşır makinesinin kapak lastiği, deterjan gözü ve filtresinde kalan ıslaklık da makineden gelen kokunun payını artırabilir.
Bu nedenle keskin bir kokuyu yalnız “havlu iyi yıkanmadı” diye açıklamak eksik kalır. Daha düşük sıcaklıklı programlar, kumaş türü, makinedeki birikim ve kuruma hızı aynı sonucu farklı oranlarda etkiler. Yakın tarihli bir deney, özellikle uzun süren nemli kurumanın bazı bakterilerin çoğalması ve karakteristik çamaşır kokularıyla birlikte görüldüğünü buldu; ancak sıcaklık ile nemin etkilerini tamamen birbirinden ayırmadı.
Havluyu kullanınca genişçe açıp hava akımı olan yerde kurutmak, kokunun ilk halkasını değiştirir: lifteki su daha çabuk azalır. Bir sonraki sefer havlunun kokusuna bakarken yalnız yıkama gününü değil, kullanımla tam kuruma arasındaki zamanı düşünmek yeterlidir.
Necla Öğretmen