TÜİK'in eylül tüketici güveni verisi, ekonomiye ilişkin beklentiler ile bugünkü mali durum arasındaki mesafenin kapandığını göstermiyor. Endeks ağustosta 90,8 iken eylülde 91,9'a yükseldi; yine de 100 eşiğinin altında kaldı. Aynı ayda hanelerin mevcut maddi durumuna ilişkin alt endeks 75,4'ten 75,3'e indi. Buna karşılık gelecek on iki ayda dayanıklı tüketim harcaması yapma düşüncesi 105,1'den 108,8'e çıktı.
Bu üç sayı birlikte okunduğunda harcama eğiliminin geniş tabanlı bir gelir rahatlamasından doğmadığı anlaşılıyor. Bir hane, bugün gelirinin satın alma gücünü zayıf bulurken ileride daha pahalı olacağını düşündüğü bir ürünü erkene çekebilir. Dayanıklı mal talebindeki niyet artışı bu nedenle otomatik olarak güçlü iç talep anlamına gelmez; fiyat beklentisi, kredi koşulu ve ertelenmiş ihtiyacın aynı karardaki payını ayırmak gerekir.
Harcama zamanlaması gelir artışı sayılmaz
Tüketici güven endeksi, geçmiş mali durumu ve gelecek beklentilerini aynı sepette toplar. Eylül verisinde gelecek on iki aya ilişkin hane mali durumu beklentisi 93,1'den 93,7'ye, genel ekonomik durum beklentisi de 89,4'ten 89,8'e yükseldi. Bu iyileşme önemlidir; fakat mevcut maddi durum alt endeksinin 75,3'te kalması, gelir ile fiyatlar arasındaki baskının sürdüğünü de gösterir.
Dayanıklı mal kararları gündelik alışverişten farklı çalışır. Otomobil, mobilya ya da elektronik eşya ertelenebilir; beklenen fiyat artışı veya finansman maliyeti değiştiğinde kararın tarihi öne çekilebilir. Bu hareket perakende verisine kısa süreli destek verirken, harcanabilir gelirin kalıcı biçimde genişlediğini kanıtlamaz. Talebin vadesi öne geldiyse sonraki aylarda aynı güçle devam etmesi de beklenmemelidir.
Para politikası bu ayrımı büyütüyor
TCMB, 10 Eylül toplantısında politika faizini yüzde 37'de tuttu ve sıkı para politikası duruşunu korudu. Bu ortamda krediyle yapılan büyük harcamaların maliyeti yüksek kalıyor. Haneler için karar, yalnız ürün fiyatı ile gelir arasında kurulmaz; peşin ödeme imkânı, kredi taksiti ve gelecekteki fiyat beklentisi de aynı anda devrededir.
Eylül güven verisi, tüketimin tamamen durmadığını gösteriyor. Harcama kararları zamanlamaya ve finansmana daha duyarlılaştı. İç talebin kalıcılığını anlamak için dayanıklı mal niyetindeki artışın yanına reel ücretleri, kredi hacmini ve sonraki aylardaki perakende satışları koymak gerekir. Güven endeksindeki tek aylık yükseliş, gelir tabanındaki sıkışmayı tek başına çözmez.