Görsel: Gezdiren için özgün editoryal görsel.
MoMA’nın giriş katında Yoko Ono’nun IMAGINE PEACE yazısı önce boşluğuyla çalışıyor. İki sözcük, bir mağaza vitrini ya da havaalanı yönlendirmesi kadar kısa; fakat sanatçının uzun zamandır kullandığı billboard, kartpostal, giysi ve çevrimiçi dolaşımın yükünü de yanında getiriyor. Barış sözcüğü, müze duvarına asılmış sakin bir temenni olarak kalmıyor. Reklamın dikkat satın alan yüzeyine yerleşip aynı yüzeyi tersine çeviriyor.
Bu tersine çevirme 1969’a uzanıyor. Ono ile John Lennon, Vietnam Savaşı sürerken WAR IS OVER! if you want it kampanyasını on iki şehirde billboardlara taşıdı. Cümlenin sonundaki koşul, savaşın sürmesini tek tek insanların zihinsel kusuruna bağlamıyordu; bununla birlikte izleyiciyi bütünüyle seyirci konumunda da bırakmıyordu. Savaşın devletler, ordular, şirketler ve bürokrasiler tarafından yürütüldüğü apaçıkken, ilan panosundaki ikinci tekil kişi rahatsız edici bir soru açıyordu: Bu düzenin günlük rızası hangi cümlelerle, hangi suskunluklarla yeniden üretiliyor?
IMAGINE PEACE bu soruyu daha yumuşak bir dilde sürdürüyor. MoMA’nın kaydına göre Ono, bu mesajı yıllar içinde ilan panolarından reklamlara, kartpostallardan kıyafete ve çevrimiçi mecralara taşıdı. Aynı yerleştirme, 2026 sonbaharında JFK Terminal 6’da açılacak ilişkili bir işle de yan yana geliyor. Böylece kelime, müze katından yolcu akışına, ticari tabelalara ve bekleme salonlarına geçiyor.
Bu geçişi önemli buluyorum. Müzenin beyaz duvarı, politik sözü çoğu zaman güvenli bir seyir nesnesine dönüştürür. Havaalanı ise güvenlik denetimi, sınır, vize, iş yolculuğu ve zorunlu yer değiştirme deneyimlerinin aynı anda yoğunlaştığı bir kurumdur. “Barışı hayal et” cümlesi bu mekânda daha az masum görünür; çünkü hareket özgürlüğü dünyada eşit dağılmıyor. Birileri pasaport sırasını hızla geçerken, başkaları aynı sınırın önünde uzun süre bekliyor ya da hiç geçemiyor.
Yine de iki sözcüğün üzerine kaldıramayacağı bir iş yüklemek kolay olur. Savaşın maddi örgütlenmesini bir afiş çözmez; silah üretimini, işgali, zorla yerinden etmeyi ya da militarizmin bütçesini kısa bir cümle geri çeviremez. Ono’nun işi, çözüm vaadi taşıyan bir kampanya gibi okunmamalı. Müze girişinde ya da terminalde bu söze rastlayan kişi, barışın hangi kurumların duvarında göründüğünü ve o kurumların hangi hareketleri düzenlediğini düşünmeye davet edilir.
Sanatın kamusallığını burada ölçmeli. Bir mesajın açık havada görünmesi tek başına yetmez. Mesajın hangi kurumun desteğiyle dolaştığını, hangi yolları kullandığını, kimlerin onu okuma imkânına sahip olduğunu ve hangi eşitsizliklerin yanında durduğunu sormak gerekir. Ono’nun billboardu bu soruları kendiliğinden cevaplamaz. Yine de reklam alanına yerleştiğinde, müzenin tanımlı ziyaretçi çevresinin dışındaki insanların günlük görme alanına girer.
MoMA’daki yazının kuvveti, barışı bir duygulanım dekoru olarak sunmamasında yatıyor. İki sözcük, içinden geçip gittiğimiz reklam dilini ödünç alıyor; sonra o dilin aralığında, kimin güvende olduğu ve kimin yer değiştirmek zorunda kaldığı sorusunu açık bırakıyor. Bu açıklık uygulanacak bir program sunmuyor. Fakat savaş haberlerini hızla tüketen bakışı, sınır ve güvenlik kurumlarının somut işleyişine yeniden çevirebilir.