Sonbahar sabahında bir yoldan geçerken çukurda ya da dere yatağında duran beyaz tabaka, birkaç metre yukarıdaki açık havadan ayrılır. Sis yerin üstünde asılı duran ayrı bir örtü değildir. Gece soğuyan zeminin hemen yanındaki nemli hava, görünür damlacıklara dönüşür; alçak yerler bu soğuk havayı topladığı için sis orada önce belirir.
Gün batımından sonra toprak, gündüz aldığı ısıyı uzun dalga ışınımla kaybeder. Toprağa değen hava da soğur. İçindeki su buharı aynı miktarda kalırken hava soğudukça taşıyabileceği su buharı azalır. Hava çiy noktasına ulaştığında fazla su buharı çok küçük damlacıklar hâlinde yoğunlaşır. Gözün gördüğü sis, bu damlacıkların havada kalmasıdır. ABD Ulusal Hava Servisi'nin sis açıklaması, bu tür radyasyon sisinin gece yüzeye yakın havanın soğuyup doygunluğa ulaşmasıyla oluştuğunu belirtiyor.
Alçak kesimlerin ayrı bir avantajı vardır. Soğuyan hava yoğunlaşır ve eğimli arazide aşağı doğru süzülür. Vadi tabanında biriken hava, üst yamaçtaki havadan daha kolay çiy noktasına iner. Ulusal Hava Servisi'nin vadi sisi notunda, yamaçlarda soğuyan havanın ağırlaşıp vadi tabanına aktığı; soğuma sürerse burada doygunluğa ulaştığı anlatılıyor. Dere, ıslak toprak ya da yakın zamanda yağan yağmur da bu alt tabakaya nem ekleyebilir.
Bu sisin tutunması için hava hareketinin de ölçüsü önemlidir. Hafif rüzgâr, damlacıkların bulunduğu ince tabakayı bütünüyle dağıtmaz; kuvvetli rüzgâr ise daha kuru havayı aşağı karıştırıp sisin kurulmasını güçleştirir. Açık gökyüzü de zeminin gece daha hızlı soğumasına izin verir. Bu nedenle her serin sabah aynı manzarayı vermez.
Güneş yükseldiğinde zemin ve ona değen hava ısınır. Damlacıklar yeniden su buharına karışır; sis incelir ya da yukarıdaki alçak buluta dönüşür. Bir sonraki sisli sabah, önce dere yatağına ve çukur bahçelere bakın: beyazlığın sınırını, gecenin orada biriktirdiği soğuk hava çiziyor.