Netflix’in iPhone Duo için duyurduğu yenilikte dikkatimi çeken şey parlak bir ekran numarası değil. Oynatıcı denetimleri, telefonun tam ekran, kitap, çadır ve masaüstü duruşuna göre erişilebilir yerde kalacak. Katlanabilir cihazın menteşesi hareket ediyor; Netflix de kumandayı sabit bir köşede unutmayacağını söylüyor.
Şirket, bu güncellemeyle daha esnek bir ana ekran, menteşe açısına karşılık veren hafif bir denetim parıltısı ve dikey-yatay klipler arasında kare hassasiyetinde geçiş planladığını açıkladı. İlk adım iPhone Duo’da atılıyor. Netflix, mobil uygulamasının artık televizyonun küçülmüş bir kopyası olmadığını da açıkça tarif ediyor.
Ben bu ayrıntıyı ciddiye alırım. Telefon ekranında izleyen kişiye çoğu zaman yalnızca daha çok içerik uzatılıyor; elin ekrana nereden geldiği, cihazın nasıl tutulduğu, görüntünün bir durakta mı yoksa masada mı izlendiği sonra düşünülüyor. Oysa oynatıcıdaki en küçük düğme, seyircinin hikâyeye yaklaşma biçimini belirler. Denetim yerinde kalınca izleyici uygulamayı idare etmekle uğraşmaz.
Netflix’in bu yıl sadeleştirdiği gezinme ve kısa sahnelerden oluşan Clips alanı da aynı yöne bakıyor: telefonda karar verme anını kısaltmak. Fakat burada ince bir çizgi var. Kliplerin ve yeni tür akışlarının görevi izleyiciyi sonsuz bir ön izlemede tutmak olamaz. İnsan bir sahneye bakıp ne izleyeceğine karar verdikten sonra, esas esere rahatça geçebilmeli.
Katlanabilir ekran için yapılan bu düzenleme şimdilik dar bir cihaz grubuna hitap ediyor. Yine de doğru soru orada duruyor: Uygulama, izleyicinin elini kendi vitrinine mi alıştırıyor; yoksa vitrini izleyicinin eline göre mi kuruyor? Netflix’in denetimleri erişilebilir kılma tercihi ikinci ihtimali güçlendiriyor. Devamında klip akışını da seyirciyi oyalayan bir koridora çevirmemesi gerekir.