Yazarlar / Risk ve Hesap

Lara Leyla Arel

Lara Leyla Arel

Finans ve risk yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Büyüme üretimden istihdama geçmezse kalıcı olmuyor

Modern bir imalathane içinde hassas makinelerle çalışan işçiler ve metal parçalar

TÜİK'in 31 Ağustos'ta yayımladığı ikinci çeyrek verisi, ekonominin yıllık yüzde 2,3 büyüdüğünü gösterdi. Aynı gün açıklanan temmuz işgücü istatistiğinde mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 8,1 düzeyinde kaldı. Bu iki oran yan yana geldiğinde, büyümenin yalnız miktarı değil, üretim kapasitesine ve işe dönüşme biçimi önem kazanıyor.

Yüzde 2,3'lük artış ekonominin küçülmediğini anlatır; fakat hangi sektörlerin, hangi yatırımların ve hangi emek talebinin büyümeyi taşıdığını tek başına söylemez. Çeyreklik milli gelir, dönem boyunca yaratılan katma değeri ölçer. Bir fabrikanın yeni vardiya açıp açmadığını, küçük işletmenin siparişini kalıcı görüp görmediğini ya da genç bir çalışanın daha nitelikli bir işe erişip erişmediğini ancak üretim, yatırım ve işgücü göstergeleri birlikte aydınlatır.

Üretim kapasitesi büyümenin sınırını çiziyor

Ağustos ekonomik güven endeksinin 100,6'ya çıkması ve imalat sanayi güveninin 102,4'e yükselmesi, firmaların yaz sonuna daha olumlu bir değerlendirmeyle girdiğine işaret ediyor. Yine de güven endeksi bir faaliyet hacmi değildir; yönü gösterir, yatırım kararının ve yeni istihdamın gerçekleştiğini kanıtlamaz. İnşaat güveninin 83,1'de kalması da toparlanmanın ekonomi içinde eşit yayılmadığını hatırlatıyor.

Bu ayrım, politika tercihi için belirleyici. Tüketimle hareketlenen ama makine, yazılım, beceri ve enerji verimliliğine yeterince bağlanmayan bir büyüme, talep güçlendiğinde ithalat ve fiyat baskısını hızla geri çağırabilir. Buna karşılık üretken yatırımların arttığı bir dönem, aynı üretim alanından daha çok katma değer ve daha düzenli iş yaratma imkânı verir. İhracatın değerini üretim zincirinde kuran son verinin devamı da burada: dışarı satılan ürünün içerdeki teknoloji, ara malı ve beceri bağını güçlendirmek gerekir.

İşsizlik oranı tek başına yeterli değil

Temmuzda yüzde 8,1 olan işsizlik oranı, iş arayanların işgücüne oranını anlatır; iş aramaktan vazgeçenleri, çalışma saatini artırmak isteyenleri ve işin niteliğini tam olarak kapsamaz. Bu nedenle büyümenin toplumsal karşılığı, yalnız işsizliğin gerilemesinde değil, katılımın artmasında, üretken sektörlerdeki işlerin çoğalmasında ve ücretin verimlilikle desteklenmesinde görülür.

Türkiye'nin ikinci çeyrek büyümesi bir rahatlama payı veriyor; fakat kalıcılık için yeterli bir hüküm değil. Sonbaharda izlenmesi gereken, büyüme oranının tek başına yükselip yükselmediği değil; imalatın yatırım iştahının, işgücüne katılımın ve nitelikli istihdamın aynı yönde güçlenip güçlenmediği. Ekonominin dayanıklılığı, üretimle emek arasındaki bu bağın ne kadar sağlam kurulduğunda belli olacak.

Lara Leyla Arel yazılarından devam et

Tüm arşivi aç