Türkiye'nin ağustos dış ticaret verisi, ihracat artarken dış dengenin kendiliğinden güçlenmediğini gösteriyor. TÜİK ve Ticaret Bakanlığı'nın genel ticaret sistemiyle yayımladığı geçici verilere göre ihracat yıllık yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolara çıktı; ithalat ise yüzde 10,5 yükselerek 28 milyar 706 milyon dolara ulaştı. Açık bir yılda yüzde 22,3 artışla 5 milyar 239 milyon dolar oldu.
Bu fark, ihracatçının performansını küçültmüyor. Ancak dış denge, ihracatın tek başına ne kadar arttığıyla ölçülmez. İthalatın hangi hızla ve hangi mal grupları üzerinden genişlediği, üretimin kullandığı girdilerle iç talebin yönünü birlikte anlatır.
Ara malı ağırlığı neden önem taşıyor
Ağustos ithalatında ara mallarının payı yüzde 70,7 oldu. Bu oran, ithalat hesabının önemli bölümünün fabrikaların kullandığı enerji, parça ve ham maddeden geldiğini gösteriyor. Bu tür ithalat üretimi beslediğinde kısa vadede açığı büyütür; sonraki aşamada ihracat kapasitesine ve verimliliğe katkı verebilir. Tüketim malı ithalatı ile sermaye malı yatırımı aynı ekonomik sonuçları doğurmadığı için toplam tutar tek başına yeterli bir okuma sağlamaz.
Veri aynı zamanda dış talebin kazancı ile maliyet baskısının farklı kanallardan ilerlediğini söylüyor. Enerji ve parasal olmayan altın hariç ihracat yüzde 2,7 artarken bu kapsamda ithalat yüzde 9,6 yükseldi. Bu dar kapsamda açık 1 milyar 88 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı genel ticaret sisteminde yüzde 81,7'ye geriledi.
Açığın finansmanı kadar üretim bağlantısı da izlenmeli
Ocak-ağustos döneminde ihracat yüzde 4,0, ithalat yüzde 5,3 arttı; dış ticaret açığı yüzde 9,3 genişledi. Önümüzdeki aylarda aylık ihracat rakamı dış dengenin yönünü açıklamaya yetmeyecek. Ara malı ithalatının sanayi üretimine, sermaye malı alımlarının yatırım iştahına ve ihracatın teknoloji bileşimine nasıl bağlandığı belirleyici olacak.
Ağustos verisi, ithalatı idari olarak kısmaya dayanan geçici bir yaklaşımın dış dengeye kalıcı katkı sağlamayacağını gösteriyor. Üretimin daha yüksek katma değerle ve daha az döviz girdisiyle çalışabilmesi gerekir. Bu dönüşüm gerçekleşmeden ihracat artışının dış denge üzerindeki etkisi sınırlı kalır.