Eylül ayında doğru basılmış bir otomobil lastiği, serin bir ekim sabahında biraz daha düşük basınç gösterebilir. Lastiğin içinden hava eksilmiş olması gerekmez. Aynı hava, sıcaklık düşünce lastiğin duvarına daha küçük bir itme uygular.
Basınç, lastiğin içindeki hava taneciklerinin duvarlara yaptığı sayısız çarpmanın toplamıdır. Hava ılıkken tanecikler daha hızlı hareket eder ve lastiğin iç yüzeyine daha sık, daha güçlü çarpar. Gece serinlediğinde hareketleri yavaşlar. Lastiğin hacmi büyük ölçüde aynı kaldığı için göstergedeki değer aşağı iner.
Bu yüzden sonbaharda kapı eşiğindeki önerilen değere göre ayarlanmış bir lastik, sabah ölçümünde farklı çıkabilir. NHTSA, basıncın aracın kapı çerçevesindeki etikette veya kullanım kılavuzunda yazan üretici değerine göre ayarlanmasını; ölçümün araç en az üç saat beklemişken yapılmasını öneriyor. Lastiğin yan yüzeyindeki sayı hedef basıncı anlatmaz; lastiğin taşıyabileceği üst sınırı belirtir.
Sürüş sırasında lastik hem yol sürtünmesiyle hem de içindeki havanın hareketiyle ısınır. Gösterge o anda daha yüksek değer verebilir. Bu artış, soğuk lastik için verilen üretici değerini yeniden hesaplamak gerektiği anlamına gelmez. Aracı park edip lastikler soğuduktan sonra yapılan ölçüm, sabah havasının etkisini daha doğru ayırır.
Soğuk bir sabah lastik uyarı lambası kısa süre yanıp yol alındıkça sönüyorsa, içerideki havanın ısınması bu değişimi açıklayabilir. Yine de uyarıyı beklemek doğru kontrol yöntemi sayılmaz. Bir basınç ölçer, gözün kolay seçemediği bu küçük farkı sayıyla yakalar.