Yazarlar / Risk ve Hesap

Lara Leyla Arel

Lara Leyla Arel

Finans ve risk yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Hizmetlerdeki katılık faiz indirimlerinin alanını daraltıyor

Hizmet fiyatları ve para politikası ilişkisini anlatan yazısız ekonomi görseli

TCMB 23 Temmuz'da politika faizini yüzde 37'de tuttu ve karar metninde enerji fiyatlarındaki oynaklık ile enflasyon görünümündeki risklere dikkat çekti. Bu kararın ardından gözler toplam orandan çok fiyatların nasıl davrandığına çevriliyor: Mal fiyatları kampanya ve mevsimsellikten yararlanabilirken hizmet fiyatları kira, ücret ve sözleşme yenilemeleriyle daha yavaş yön değiştiriyor. Para politikasının önündeki son eşik bu yüzden hizmetlerde duruyor.

Hizmet enflasyonu tek bir kalemin adı değil. Konutun kira tarafı, lokanta ve otel fiyatları, ulaştırma, eğitim, sağlık ve kişisel bakım gibi emek ve işletme maliyeti yoğun alanların toplamı. Bu kalemlerde fiyat kararı yalnız bugünkü talebe bakılarak verilmiyor; gelecek ayın ücreti, kiranın yenileme tarihi, enerji ve girdi maliyeti ile geçmiş enflasyonun hafızası birlikte hesaba katılıyor.

Hizmet fiyatı geçmişi bugüne taşıyor

Mal fiyatında ithalat maliyeti ve kur geçişi güçlüdür; fiyat değişimi daha hızlı görülür, stok ve kampanya etkisiyle geri de dönebilir. Hizmette ise fiyatın içinde çalışma saati, işyeri kirası, vergi, enerji ve yeniden işe alma maliyeti vardır. İşletme bu maliyetleri her ay aynı hızla değiştiremez. Fiyatı bir kez güncellediğinde de bir sonraki değişim için sözleşme tarihini bekler.

Bu nedenle hizmetlerde aylık yavaşlama, kalıcı bir dezenflasyon anlamına gelmeyebilir. Birkaç ay düşük artış görülebilir; fakat ücret ve kira ayarlamaları aynı anda hızlanıyorsa fiyatlama davranışı yeniden sertleşir. TCMB'nin Haziran değerlendirmesinde hizmet fiyatlarının aylık yüzde 1,69 arttığı ve yıllık artışın gerilediği belirtilmişti. Yıllık oranın düşmesi olumlu bir yön değişimidir, fakat düzeyin hâlâ yüksek olması fiyatlama alışkanlığının kırıldığı anlamına gelmez.

Faiz kararı talebi değil beklentiyi de yönetiyor

Sıkı para politikası önce kredi ve talep kanalıyla çalışır. Harcama yavaşlar, işletmenin satış fiyatını artırma alanı daralır. Hizmetlerde bu aktarım daha geç gelir; çünkü fiyatlar yalnız müşteri sayısıyla değil, maliyet ve beklentiyle belirlenir. İşletme gelecek yıl daha yüksek ücret ve kira ödeyeceğini düşünüyorsa bugünkü fiyatını da buna göre kurar.

TCMB'nin 23 Temmuz kararında politika faizi yüzde 37'de tutuldu. Bu kararın hizmet fiyatları açısından anlamı yalnız faizin seviyesi değildir. Merkez bankası, fiyat artışlarının geçici bir dalga mı yoksa beklentilere yerleşen bir davranış mı olduğunu izliyor. Hizmetlerdeki kalıcılık sürdükçe faiz indirimlerinin zamanı ve hızı üzerindeki belirsizlik büyüyor.

Burada para politikasının sınırı da ortaya çıkıyor. Faiz, kira arzını bir gecede artırmaz; eğitim ve sağlık hizmetlerinde kapasiteyi hemen genişletmez; verimlilik artışı üretmez. Buna karşılık beklentiyi çıpalayarak ücret ve fiyat kararlarının birbirini besleme hızını azaltabilir. Dezenflasyonun taşıyıcı kolonu budur, fakat tek başına yeterli değildir.

Yavaşlama büyümenin bedelini görünür kılıyor

Hizmet fiyatlarını kalıcı biçimde yavaşlatmak için talebin soğuması gerekir. Bu, fiyat artışını frenlerken hizmet sektörünün cirosunu ve istihdam iştahını da baskılayabilir. Küçük işletme maliyetini satış fiyatına aktaramadığında marjını daraltır; aktarabildiğinde ise tüketicinin reel geliri daha hızlı erir. Aynı politika iki tarafı farklı biçimde sıkıştırır.

Türkiye'nin tercihi burada açık: Daha hızlı faiz indirimi kısa vadede büyümeyi rahatlatabilir, fakat hizmet fiyatları ve beklentiler gevşemeden atılan adım dezenflasyonun süresini uzatabilir. Daha uzun süre sıkı duruş ise talebi ve yatırımı zorlar; bunun karşılığında fiyatlama davranışının yeniden kurulmasına zaman kazandırır. Kararın ekonomik bedeli vardır, fakat bedeli gizlemek enflasyonu ortadan kaldırmaz.

İzlenmesi gereken gösterge yalnız yıllık hizmet enflasyonu değil; kira dışı hizmetlerde aylık hareket, ücret artışlarının verimlilikle ilişkisi, işletmelerin satış fiyatı beklentisi ve hizmet talebindeki soğumadır. Bu göstergeler aynı yöne dönmeden para politikasının son eşiği aşılmış sayılmaz. Enflasyonu kalıcı olarak düşürmek, faizi indirme takviminden önce fiyat belirleme düzenini değiştirmeyi gerektiriyor.

Lara Leyla Arel yazılarından devam et

Tüm arşivi aç