Velinin telefonunda beliren kısa bir soru, çoğu zaman masumdur: “Yarın için ne lazım?” Bazen ödevin teslim tarihi sorulur, bazen sınıfta yaşanan küçük bir kırgınlık, bazen de gün boyu çocuğun aklında kalmış bir cümle. Sorunun sorulmasında ayıp yok. Fakat bu soruların akşam, hafta sonu ve tatil günü aynı kapıya yığılması, öğretmeni ders bitince işi kapanan biri olmaktan çıkarıyor.
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü bu yıl öğretmenlik mesleğinin statüsüne bakmayı öneriyor. UNESCO, ILO, UNICEF ve Education International'ın ortak gününde 1966 tarihli ILO/UNESCO Tavsiye Kararı'nın 60. yılı anılıyor. O karar, öğretmenin statüsünü yalnız saygınlıkla açıklamıyor; çalışma koşullarını, ücreti ve mesleğin gerektirdiği zamanı da aynı çerçeveye koyuyor.
Bu ayrım önemli. Öğretmene çiçek vermek, eski bir öğrencinin teşekkür etmesi, sınıfta emek verdiğinin görülmesi kıymetli. Ama saygı, öğretmenin her soruya her saat yanıt verebileceğini varsaymakla sürdürülemez. Okulun iletişim düzeni, öğretmenin hazırlık ve dinlenme zamanını da hesaba katmalı.
Tavsiye Kararı ders saatleri belirlenirken öğrenci sayısının, ders hazırlığının, ölçme-değerlendirmenin, rehberliğin ve okul dışı görevlerin hesaba katılmasını istiyor. Aynı metin, öğretmenin öğretme işine odaklanabilmesi için okullarda öğretim dışı işleri üstlenecek destek personeli bulunmasını da söylüyor. Yani sınıfta geçirilen zaman, işin tamamı sayılmıyor. Plan, geri bildirim, toplantı ve çocukların ihtiyaçlarını takip etmek de emeğin içinde.
Mesaj kutusu bu hesabı daha da karıştırıyor. Velinin bilgiye hızlı ulaşma isteği anlaşılır; ailelerin okuldan kopuk bırakılması kimseye iyi gelmez. Öğretmenin de çocuğu tanıyan, gerektiğinde haberleşen bir yetişkin olması beklenir. Sorun, hangi konuda, hangi kanaldan ve ne zaman yanıt alınacağının belirsiz kalmasıdır. Belirsizlik büyüdüğünde en sabırlı öğretmen bile gününü sürekli bölünmüş yaşar; en kaygılı veli de sessiz kalınca çocuğunu ihmal etmiş gibi hissedebilir.
Burada velilerin payını görmezden gelmek istemiyorum. Çocukla ilgili bir mesele varken insanın beklemesi zorlaşır. Hele okul gününde duyulan bir kaygı akşam eve taşındıysa, kısa bir yanıt aramak çok insani. Yine de yetişkinler kendi rahatımız için öğretmenin dinlenme zamanını sınırsız bir danışma hattına çevirdiğimizde, ertesi gün sınıfa girecek kişinin hazırlık ve dikkat payından alıyoruz.
Okul yönetimlerinin yapabileceği işler somut: rutin duyuruların tek bir kanalda ve belli saatte paylaşılması, acil durumun ne olduğunun açıkça yazılması, veli görüşmesi için öngörülebilir zamanlar ayrılması, teknik işlemler için öğretmeni tek muhatap bırakmayan bir destek yolu kurulması. Böyle bir düzen öğretmeni aileden uzaklaştırmaz. Tersine, gerçekten önemli konuşmaların aceleye ve kişisel fedakârlığa sıkışmasını önler.
Öğretmenin günü, yalnız sınıfa girdiği saatlerle ölçülürse okulun geri kalan emeği görünmez kalır. Çocuğunun sorusuna yanıt arayan veli ile derse hazırlanmak isteyen öğretmeni karşı karşıya getirmeyen bir iletişim düzeni kurmak mümkün. Ertesi günün duyurusu, görüşme saati ve acil başvuru yolu önceden bilindiğinde, öğretmen akşamını mesajları yetiştirmekle geçirmek zorunda kalmaz.