İşe Gelince / İnsan ve Sistem

Derya İdil Sönmez

Derya İdil Sönmez

İnsan kaynakları ve organizasyonel psikoloji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Taşeron işte sorumluluk sözleşme ile kaybolmaz

Bir lojistik işyerinde vardiya ve görev planını birlikte inceleyen iki sorumlu

Bir işyerinde bordro, vardiya amiri ve iş talimatı farklı şirketlerden gelebilir. Çalışan içinse iş tek bir yerde yaşanır: aynı kapıdan girer, aynı üretim hedefiyle çalışır, aynı tehlikeye maruz kalır. Bu düzende vardiya, talimat ve bildirimde karar veren kişilerin adı çalışan için erişilebilir olmalıdır.

Türkiye’de mevzuat da ilişkiyi yalnız sözleşme imzalayan iki şirketin meselesi saymıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca asıl işverenin, alt işveren işçilerine karşı o işyeriyle ilgili yükümlülüklerde alt işverenle birlikte sorumlu olduğunu hatırlatıyor. Bu, her uyuşmazlığın peşinen aynı hukuki sonucu doğuracağı anlamına gelmez. Ama kurumun “bu kişi bizim çalışanımız değil” cümlesiyle işyerindeki sorunu kendi karar alanının dışına itmesine de izin vermez.

Sözleşmenin varlığı, işin gündelik olarak kimin tarafından yönetildiğini tek başına göstermez. Bir taşeron çalışanının vardiyasını kim değiştiriyor? İş yetişmediğinde ek görev talimatını kim veriyor? Risk değerlendirmesinde o bölümün işi ve çalışanı görünür mü? Ücret, izin, eğitim ya da güvenlik konusunda ortaya çıkan aksaklıkta ilk bildirim hangi yöneticiye gidiyor? Bu soruların yanıtı dağınıksa, çalışan için başvuru yolu; kurum için de düzeltme sorumluluğu belirsizleşir.

Bakanlığın iş sağlığı ve güvenliği açıklaması, alt işverenlerin kendi yürüttükleri iş için risk değerlendirmesi yapacağını; asıl işverenin ise bu çalışmaları koordine edeceğini, kendi değerlendirmesiyle bütünleştireceğini ve uygunsuzlukların giderilmesini izleyeceğini belirtiyor. Burada önemli olan yalnız bir formun dosyada bulunması değildir. İşin hangi bölümünde, hangi şirketin çalışanının, hangi karardan etkilendiği aynı işyeri haritasında görülebilmelidir.

Bu ayrım, son dönemde Avrupa’da yürütülen tartışmanın da merkezinde. Avrupa Komisyonu, Temmuzda başlattığı Quality Jobs Act ikinci aşama danışmasında alt sözleşme zincirlerinde çalışma hakları için şeffaflık, sorumluluk ve uygulama başlıklarını ayrı bir öncelik olarak sıraladı. Komisyonun önerisi Türkiye’de doğrudan uygulanacak bir kural değildir. Bu yaklaşım, iş modelinin satın alma maliyeti kadar kararın çalışana nerede değdiği üzerinden de değerlendirilmesini gerektiriyor.

Taşeronlukta iyi yönetim, ana şirketin alt işverenin insan kaynakları işini devralması değildir. İşverenlik ilişkileri, ücret bordrosu ve disiplin süreçleri birbirine karıştırılamaz. Ancak işyeri düzeyindeki ortak sonuçlar da sahipsiz bırakılamaz. Vardiya değişikliği, iş güvenliği eğitimi, acil durum, görev dağıtımı ve çalışma alanındaki bir aksaklık için hangi tarafın karar vereceği; diğer tarafın ne zaman bilgilendirileceği yazılı ve erişilebilir olmalıdır.

Bu nedenle yönetime soyut bir “taşeron denetimi” çağrısı yetmez. Her hizmet sözleşmesi için bir işyeri sorumluluk kaydı gerekir: işi yapan şirket, işin yürütüldüğü bölüm, günlük talimat yetkisi, vardiya değişikliğini onaylayan kişi, İSG koordinasyon sorumlusu, çalışan bildiriminin ulaşacağı kanal ve düzeltme süresi. Bu kayıt, yalnız satın alma dosyasında durmamalı; saha yöneticisinin, İK’nin ve iş güvenliği biriminin aynı anda başvurabildiği güncel bir belge olmalıdır.

Çalışanın görevi, hangi şirketin hangi borcu üstleneceğini tahmin etmek değildir. İşyerinde sorun gördüğünde bildireceği kanalı bilmek ve yanıt alabilmek ister. Kurum, hizmet sözleşmesindeki taraf değişse bile vardiya, görev, İSG ve bildirim sorumlularını güncel kayıtta tutmalıdır. Bu kayıt, sorunu alan yöneticinin ilgili şirketi ve düzeltme süresini gecikmeden belirlemesini sağlar.

Kaynaklar

Derya İdil Sönmez yazılarından devam et

Tüm arşivi aç