Yazarlar / Madde ve Ufuk

Cem Onat Arın

Cem Onat Arın

Bilim ve teknoloji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Toryum çekirdeği artık ışığı emerek okunuyor

Vakum morötesi lazer ışınının toryum katkılı şeffaf kristalden geçtiği hassas spektroskopi düzeneğini gösteren yazısız temsili editoryal görsel

Özgün temsili editoryal görsel

Bir çekirdeği saat gibi kullanmak için kararlılığın yanında, geçiş frekansına yeterince temiz bir soru da sormak gerekir. Toryum-229'un alışılmadık derecede düşük enerjili nükleer geçişi, morötesi ışıkla uyarılabiliyor. 16 Eylül'de Nature'da yayımlanan çalışma, bu geçişin ilk kez sürekli dalgalı bir lazerle ışık soğurumu üzerinden izlendiğini gösterdi. Ortaya çıkan ölçüm tekniği, nükleer saat için geri besleme döngüsünde yıllardır yavaş kalan parçayı hızlandırıyor.

Bugünün en iyi optik saatleri, atomların elektronlarındaki geçişlerin frekansını sayar. Elektron bulutu dış elektrik ve manyetik alanlardan, sıcaklık etkilerinden ve çevredeki malzemeden etkilenir; saat yapmanın büyük kısmı da bu etkileri hesaplamaktır. Çekirdekteki proton ve nötronlar daha küçük bir hacimde, daha sıkı bağlarla tutulur. Bu yüzden çekirdeğe ait bir geçişin çevreye daha az duyarlı bir referans olabileceği düşünülür. Sorun, nükleer geçişlerin çoğunun lazerlerin eriştiği optik enerjilerden çok daha yukarıda olmasıdır. Toryum-229 bu kuralın istisnasıdır: geçişi yaklaşık 148 nanometre dalga boyundaki vakum morötesi ışığa denk gelir.

Bu istisna tek başına yeterli değildir. Önceki deneylerde çekirdek uyarıldığında ortaya çıkan floresans ışığı aranıyordu. Ancak uyarılmış durum kalsiyum florür kristalinde yaklaşık 600 saniye yaşayabildiği için, sinyalin geri dönmesini beklemek saat kontrolü açısından hantaldı. Yeni deneyde araştırmacılar, 1187 nanometrede başlayan lazer ışığını ardışık frekans katlamalarıyla 148 nanometreye taşıdı ve toryum-229 katkılı kristalin içinden geçirdi. Lazer frekansı çekirdek geçişine geldiğinde iletilen ışığın küçük bir bölümü eksiliyor; dedektör bu eksilmeyi ölçüyor.

Bu ayrım teknik ayrıntı değildir. Saatte bir lazeri atomik ya da nükleer geçişe kilitlemek için, frekanstaki sapmanın işaretini hızlıca görmek gerekir. Çalışmada lazer, rezonansın 2 megahertz dışına ve üzerine sırayla ayarlanarak iletilen yoğunluk karşılaştırıldı. Araştırmacıların verdiği ölçümde soğurma kesri yaklaşık yüzde 1, tespit edilen foton akısı saniyede yaklaşık 6 milyondu; deneyin en dar çizgisi yaklaşık 100 kilohertz genişlikteydi. Bu laboratuvar sayıları, geri beslemenin hangi sinyalle kurulabileceğini gösteriyor.

Deneyin ikinci önemli sonucu kristalin kendisiyle ilgili. Toryum çekirdeği her kristal kusurunda aynı elektronik çevreyi görmüyor. Ekip iki farklı toryum merkezi ayırdı; bunlardan birinde çekirdek çevresindeki statik elektrik alan gradyanının, daha önce görülen yaklaşık 100 volt/angstrom karelik değerlere karşılık 0,1 volt/angstrom karenin altında olduğu bildirildi. Daha simetrik çevre, kristal örgüsündeki küçük değişimlerin nükleer frekansı daha az kaydırabileceğine işaret ediyor. Saatin doğruluğu, lazer tekniği kadar çekirdeğin tutulduğu katı ortamın özelliklerine de bağlı.

Burada temkin gerektiren nokta açık. Makale, taşınabilir bir saat, 10 üzeri eksi 18 düzeyinde doğruluk ya da mevcut optik saatleri geride bırakan bir aygıt göstermiyor. Yazarların hesapladığı mevcut kurulumun atım gürültüsü sınırlı kesirsel frekans kararsızlığı, ortalama alma süresinin kareköküyle azalan yaklaşık 2 × 10⁻¹² düzeyinde. Daha dar çizgiler, daha fazla vakum morötesi güç, daha yüksek soğurma ve uzun dönem sistematiklerinin ayrı ayrı iyileştirilmesi gerekiyor.

Bana kalırsa değer burada: nükleer saat fikri, çok dar bir çizgi bulma yarışının ötesine geçiyor. Ölçüm, lazer kaynağı, kristal kusuru ve geri besleme aynı deney düzeneğinde birbirine bağlanıyor. Bu çalışmada soğurma sinyali, lazer frekansındaki sapmayı izlemek için kullanılabiliyor; sonraki deneyler gürültü kaynaklarını bu ölçüm zincirinde ayrı ayrı sınayabilecek.

Kaynaklar ve ileri okumalar

Cem Onat Arın yazılarından devam et

Tüm arşivi aç