Bir iş arkadaşının ekrana bakıp "Bunu yapay zekâya sordun mu?" demesi artık şaşırtmıyor. Cümle çoğu zaman yardım teklifinden çok küçük bir yoklama gibi duyuluyor: Hızlı mısın, güncel misin, geride mi kaldın? Böyle anlarda yavaş kalan kişi, işini anlatmak yerine neden aracı kullanmadığını açıklamak zorunda kalabiliyor.
TÜİK'in 2 Ekimde yayımladığı Yapay Zekâ İstatistikleri 2026 bülteni, üretken yapay zekâ kullandığını söyleyenlerin oranını yüzde 37,6 olarak veriyor. Bir yıl önce bu oran yüzde 19,2 idi. Artışın hızı anlaşılır: Metin toparlıyor, özet çıkarıyor, başvuru taslağı hazırlıyor, yabancı dilde ilk eşiği düşürüyor. İnsanlar vakit kazanmak istiyor; bunda utanılacak bir taraf yok.
Yine aynı bültendeki ayrıntı, bu hız öyküsünün herkes için aynı yazılmadığını gösteriyor. Kullanım oranı 16-24 yaş grubunda yüzde 64,9, 35-44 yaş grubunda yüzde 38,1. Yükseköğretim mezunlarında yüzde 62,7 olan oran, ilkokul mezunlarında yüzde 8,5'e iniyor. Bu sayılar kimsenin zekâsını ya da emeğini ölçmüyor. Bir aracın hangi dillere, hangi cihazlara, hangi eğitim fırsatlarına ve hangi güven duygusuna yakın olduğunu anlatıyor.
Birine form doldururken, iş başvurusu hazırlarken ya da çocuğunun ödevindeki bir kavramı anlamaya çalışırken "Bunu da mı bilmiyorsun?" demek kolay. Oysa araçların dili bile başlı başına bir eşik. Ne soracağını bilmek, çıkan yanıtı tartmak, kişisel bilgiyi nereye yazmayacağını kestirmek ve yanlış cevabı fark etmek zaman ister. Bu zamanın herkese eşit dağıtıldığını varsaymak, teknolojiyi ölçüsüz bir üstünlük rozeti haline getiriyor.
Burada biz de haksızız. Yeni bir uygulamayı becerince, başkasının yavaşlığını biraz fazla çabuk kendi gayretimizle açıklıyoruz. Çoğu zaman o yavaşlığın arkasında fırsat, vakit ya da güven eksikliği bulunuyor. Aynı gün içinde vardiya, bakım, yol ve ev işi taşıyan birinden her yeni ekrana aynı çeviklikle yetişmesini beklemek adil bir talep sayılmaz.
İşverenlerin ve kamu hizmetlerinin önünde de daha somut bir sorumluluk var. TÜİK verisinde yapay zekâ kullanan girişimlerin yüzde 16,6'sı kişilere ilişkin veri işlediğini bildiriyor. Bu nedenle "kullanın" çağrısı tek başına yetmez. Hangi işte hangi verinin kullanılacağı ve yanlış bir karar çıktığında nereye başvurulacağı açıkça yazılmalı. İnsanların bir insanla konuşabileceği yol da açık kalmalı.
Yapay zekâ gündelik hayatı kolaylaştırabilir. İnsanlar aynı uygulamayı aynı hızda öğrenemiyor. İş başvurusu, okul işi ya da kamu hizmeti için aracı kullanmak isteyenlere yol gösterilebilir; kullanmayan kişi de derdini anlatabileceği bir insana ulaşabilmeli.