Yazarlar / Kırılma Hatları

Mehmet Yavuz Gezerman

Mehmet Yavuz Gezerman

Jeopolitik ve strateji yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

İran yaptırımları Washington’ın Çin sınavına dönüşüyor

İran yaptırımları ve küresel ticaret baskısını simgeleyen yazısız tanker, konteyner gemileri ve finans ağı

Amerika’nın İran’a karşı genişlettiği ekonomik baskı, artık Tahran’ın gelirini azaltma hesabından ibaret değil. Washington, İran’la ticaret yapan üçüncü ülkeleri dolar sistemi ile kendi enerji ve ticaret tercihleri arasında açık bir seçime zorluyor.

Bu tercih kâğıt üzerinde sert, uygulamada ise son derece pahalıdır. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in yeni yaptırımları açıklarken ekonomik ilişkinin her türünü Amerikan gücünün erişimine bağlayan dili, yaptırımın hedefini İran sınırlarının dışına taşıdı. Açıklanan listede nükleer ve füze programlarıyla, siber faaliyetlerle ve petrol taşımacılığıyla ilişkilendirilen yaklaşık 60 kişi, şirket ve gemi bulunuyor. Listeye girmeyen bankalar, taşıyıcılar ve ticaret ortakları da dolar sistemine erişimlerini yeniden hesaplamak zorunda.

İkincil yaptırım, bankaları ve taşıyıcıları ceza kararı gelmeden risk azaltmaya yöneltiyor. Bir tanker rotasını değiştirir, bir sigorta şirketi teminatı geri çeker, bir banka ödemeyi reddeder. Böylece resmî karar açıklanmadan ticaret hacmi ve finansmana erişim daralmaya başlar.

Çin sınavı

Washington’ın önündeki temel çelişki Çin’dir. İran petrolünü ve yaptırım altındaki ticaret ağlarını sıkıştırmak isteyen ABD, aynı zamanda Pekin’le kırılgan ticaret dengesini korumaya çalışıyor. Reuters’ın aktardığına göre yeni paket Çinli büyük finans kuruluşlarını doğrudan hedef almadı; Bessent ise hiçbir ülkenin yaptırımların erişiminin dışında olmadığını söyledi.

Bu iki cümle birlikte okunmalıdır. Birincisi kapasitenin sınırını, ikincisi tehdidin genişliğini anlatıyor. Çin’in büyük bankalarına sert bir darbe, İran’ın gelirini azaltabilir; fakat kritik minerallerden imalat tedarikine kadar uzanan başka bir misilleme zincirini de açabilir. Bu nedenle Washington, İran’ın gelirini azaltırken Çin’in finans ve ihracat alanında verebileceği karşılığın maliyetini de sınırlamak zorunda.

Pekin’in teşviki de basit değildir. Ucuz veya iskontolu enerji, Çin sanayisi için kıymetlidir. Amerikan yaptırımına boyun eğmemek siyasi bir egemenlik gösterisidir. Buna karşılık dolar finansmanına, küresel sigortaya ve Batı pazarlarına erişim hâlâ gerçek bir maliyet hesabı yaratır. Devlet bankaları siyasi kararla daha uzun süre dayanabilirken ihracata ve yabancı finansmana bağımlı şirketlerin maliyeti daha erken yükselir.

Gri alan daralırken

Türkiye ve Körfez ülkeleri açısından mesele daha hassastır. Bölgesel ticaret, enerji güvenliği, lojistik ağlar ve dolar finansmanı aynı bilançoda buluşuyor. Washington’ın “gri alan” bırakmayan yaklaşımı, hükümetlerden önce bankaların, liman işletmelerinin, sigortacıların ve ihracatçıların risk iştahını düşürür.

Burada siyasi söylem ile ticari davranış birbirinden ayrılır. Bir devlet Amerikan yaptırımını hukuken benimsemeyebilir; fakat o devletin bankaları dolar muhabirliğini kaybetme ihtimalini görmezden gelemez. İkincil yaptırım bu yüzden bankaların ödeme kanallarını ve müşteri kabul ölçütlerini doğrudan etkiler. Dışişleri bakanlıkları siyasi tutumu belirlerken bankaların uyum birimleri ödeme ve müşteri ilişkilerini daha erken kısıtlayabilir.

İran’ın cevabı da yalnız diplomatik protesto olmayacaktır. Tahran, petrol arzını, bölgesel ticaret kanallarını ve deniz geçişleri üzerindeki baskıyı maliyet üretmek için kullanabilir. Fakat Hürmüz’e ilişkin açıklamalar, gemi akışı veya petrol arzında doğrulanmış bir değişiklik oluşmadan sonuç sayılmamalıdır. Hürmüz’deki her gerilim İran’a gelir kaybettirirken enerji fiyatlarını yükselterek baskının küresel maliyetini de büyütür. Tahran ihracat gelirini korumak, Washington ise enerji şokunu sınırlamak istediği için iki tarafın da deniz geçişleri üzerindeki seçenekleri maliyetlidir.

Yaptırımın siyasi hedefi

Amerikan yönetiminin önündeki soru, ekonomik boğmanın hangi siyasi sonuca bağlanacağıdır. Geliri azaltmak, teknoloji tedarikini zorlaştırmak ve taşımacılığı pahalılaştırmak ölçülebilir hedeflerdir. Fakat bunlar tek başına müzakere, geri çekilme veya kalıcı davranış değişikliği üretmez.

Yeni paketin başarısı, hedef listesine eklenen isimlerden çok İran’ın hangi somut adımı atıp atmadığıyla ölçülmelidir. İran’ın hangi adım karşılığında hangi baskının kaldırılacağını bilmediği bir düzende, ekonomik acı pazarlık aracından sürekli çatışma biçimine dönüşür. Böyle bir düzen Tahran’ı zayıflatabilir; aynı anda Çin, Türkiye ve Körfez’de Amerikan finansal gücüne karşı alternatif kanallar arama teşvikini de büyütür.

Doların merkezî konumu Washington’a olağanüstü bir yaptırım kapasitesi veriyor. Bu kapasitenin sık kullanılması, alternatif ödeme, sigorta ve ticaret kanallarına yatırım teşvikini artırıyor. İran’a dönük baskı sürerken ölçülmesi gereken soru şudur: Çin ve diğer ticaret ortakları, dolar dışı ödeme ve sigorta ağlarını hangi maliyet eşiğinde kalıcı ölçekte kullanmaya başlayacak?

Mehmet Yavuz Gezerman yazılarından devam et

Tüm arşivi aç