Yazarlar / Bakış ve Madde

Ahmet Başarır

Ahmet Başarır

Sanat, sanat tarihi ve sosyal bilimler yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

İstanbul Perküsyon Günleri’ne ulaşmak bilet fiyatından fazlasını gerektiriyor

İstanbul’da perküsyon etkinliği için davullar, dinleyiciler ve kent manzarası içeren yazısız temsili editoryal görsel.

İstanbul Perküsyon Günleri bu hafta kente davulun yüksek sesini getiriyor. İBB Kültür takvimine göre üçüncüsü düzenlenecek buluşma 14-16 Ağustos 2026 tarihleri arasında yapılacak. Programın ayrıntıları kadar önemli olan, perküsyonun müziği bedenden ayırmayan doğasıdır: Vuruş, dinleyenin kulağına ulaşmadan önce elin, kolun, göğsün ve ayağın zamanını düzenler.

Bir davula vurulduğunda ses, çalan kişinin bedeniyle birlikte kurulur. Orkestradaki herkes aynı ölçüye uyar, ama aynı bedene sahip değildir. Kimin nefesi yetiyor, kimin eli yoruluyor, kimin sesi kalabalığın içinde duyuluyor? Perküsyon, bu farklılıkları müziğin dışına atmak yerine duyulur hâle getirir.

İnsanlar ritmi çok erken yaşta öğrenir. Ders zili, mesai başlangıcı, servis saati, ezan, trafik ışığı, market kuyruğu… Şehir, bedenleri kendi saatlerine bağlayan seslerle doludur. Bu saatlerin çoğu bize ait değildir. İşe yetişen beden makinenin temposunu, okula giden çocuk kurumun temposunu, evde bakım veren kişi başkasının ihtiyacının temposunu taşır. İşe yetişen, okula giden ve bakım veren insanların bu saatlere ayırabildiği pay aynı değildir.

Perküsyonun ilginç yanı, bu düzeni görünür kılarken ona kısa bir itiraz alanı açabilmesidir. Davulun sesi bedeni susturmaz, onu işin içine sokar. Bir konser sırasında seyirci yalnızca karşısında duran sanatçıyı izlemez; alkışla, baş hareketiyle, bekleyişle ve bazen istemsizce ayağını yere vurarak ölçünün parçası olur. Bu katılım romantik bir kardeşlik görüntüsü değildir. Kalabalığın içinde de sınıf, yaş, engellilik, cinsiyet ve güvenlik duygusu vardır. Her beden aynı kolaylıkla katılamaz.

Bu yüzden ücretsiz kültür etkinliği sözü önemlidir ama tek başına yetmez. Ücretsiz giriş, ulaşım masrafını, işten izin almayı, çocuğu kiminle bırakacağını, mekâna erişimi ve eve dönüş saatini ortadan kaldırmaz. Kültür politikası bilet fiyatını sıfırladığında görevini tamamlamış sayamaz kendini; bir insanın etkinliğe ulaşabilmesi için gereken zaman ve güvenceler de hesaba katılmalıdır.

Perküsyon günlerinin kamusal değeri tam burada belirir. Ritmi seçkin bir salondaki sessiz uzmanlık alanından çıkarıp sokağın duyabileceği bir ortaklığa taşır. İBB'nin kültür takviminde enstrüman odaklı buluşmaların yer alması, müziğin yalnızca büyük isimlerin repertuvarından ibaret olmadığını hatırlatıyor. Programın hangi mahallelerden, yaşlardan ve çalışma koşullarından insanlara ulaşabildiği de ayrıca sorulmalı.

İyi bir toplulukta vuruşlar arasında boşluk vardır; biri öne çıkar, biri geri çekilir, biri dinler, biri yükü taşır. Kentteki kültür etkinlikleri de bu farklı katılım biçimlerini hesaba katmalıdır. Bunun için kültürü seyredilecek bir vitrin olmaktan çıkarıp insanların zamanına, bedenine ve ulaşma hakkına göre düşünmek gerekir. İstanbul'daki perküsyon buluşmasının değeri, bu koşulları ne kadar genişletebildiğinde ortaya çıkacak.

Kaynaklar ve ileri okumalar

– İBB Kültür Sanat, “İBB Kültür Festival Takvimini Açıkladı”, 1 Mart 2026: https://kultursanat.istanbul/public/haberler/ibb-kultur-festival-takvimini-acikladi – İBB Orkestra, “2. İstanbul Perküsyon Günleri – Artİstanbul Feshane”: https://orkestralar.ibb.istanbul/2-istanbul-perkusyon-gunleri-artistanbul-feshane/

Ahmet Başarır yazılarından devam et

Tüm arşivi aç