Kiralık ev arayan insanın karşısına çoğu zaman aynı anda çok fazla ayrıntı düşer: oda sayısı, semt, aidat, depozito, taşınma günü, okul ve iş yolunun süresi. İlanın başındaki telefon numarası da bu telaşın içinde sıradan bir bilgi gibi görünür. Oysa o numaranın arkasındaki kişi ya da işletmenin o evi pazarlamaya gerçekten yetkisi var mı sorusu, görüşmeye gitmeden önce bile insanın zamanını ve güvenini etkiler.
Ticaret Bakanlığının 17 Eylül tarihli duyurusu, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi'ne (EİDS) taşınmaz alanında bağlanan firmaların listesini güncelledi. Sistem, elektronik ilanla taşınmaz pazarlayan kişinin kimliğini ve o taşınmaz için ilan verme yetkisini doğrulamak üzere kuruldu. Bakanlığın açıklamasına göre taşınmaz ilanı, malik tarafından; malikin eşi veya belirli yakınları tarafından ya da malikin yetkilendirdiği, yetki belgeli emlak işletmesi tarafından verilebiliyor.
Bu kural, kiralık ev arayan kişiye her ilanın doğru fiyatla ya da sorunsuz bir evle sonuçlanacağı garantisini vermez. Bir evin durumu, kira sözleşmesinin koşulları ve taşınma masrafı ancak tek tek görüldüğünde anlaşılır. EİDS'nin dar ama önemli işi, ilandaki kişi veya işletmenin taşınmaz sahibiyle kurduğu yetki bağını denetlemektir. Ev bakarken daha en baştan kiminle konuştuğunu bilmek, insanı her kuşkuya karşı tek başına savunma kurmak zorunda bırakmaz.
Yine de güvenlik çoğu kez vatandaşın omzuna kolayca bırakılıyor. İlanı sorgula, tapuyu araştır, işletmenin belgesini kontrol et, kaporayı gönderme, mesajları sakla deniyor. Bu uyarılar yerinde; aceleyle para göndermek ya da kimliği belirsiz bir teklif karşısında tedbiri elden bırakmak kimseye fayda sağlamaz. Fakat ev arayan kişinin her platformda ayrı bir doğrulama bilgisi aramasını doğal kabul edersek, kamu denetiminin sağladığı kolaylığı eksiltiriz.
İlan platformları ve emlak işletmeleri, doğrulamanın varlığını küçük bir teknik işaret gibi saklamamalı. İlanı kimin verdiği, işletmenin yetki belgesinin nasıl denetlenebileceği ve yetkinin hangi ilan için geçerli olduğu, arama yapan kişinin ilk bakışta anlayacağı biçimde gösterilmeli. Yetki doğrulaması ilan verme izni içindir; satış, tapu ya da kira sözleşmesindeki başka hakların yerine geçmez. Bu ayrımı açık yazmak, sisteme gereğinden fazla anlam yüklenmesini de önler.
Burada ev sahiplerinin ve emlak işletmelerinin yükünü de görmezden gelmek istemiyorum. Yetkilendirme ekranı, belge ve süre takibi bir iş daha çıkarıyor. Ancak bu zahmetin karşılığında, başkasının evi ya da adı üzerinden ilan açılmasının zorlaşması var. Piyasanın güveni, en çok ev arayan kişi bir şüphe duyduğunda ölçülüyor. İlanı verenin kim olduğu belirsizse, bir sonraki adım için istenen her belge ve para daha ağır geliyor.
Ev arayanların çoğu bu sürece geniş bir zamanı ve sakin bir masası varmış gibi başlamıyor. Bir kira sözleşmesi bitiyor, iş değişiyor, çocuk okula gidiyor, evdeki herkes aynı gün taşınma ihtimalini konuşuyor. Böyle anlarda doğrulama bilgisinin görünür olması, insanın bütün riski çözdüğü anlamına gelmez; ama en temel soruyu daha başta cevaplar: Bu ilanı verenin burada bulunmaya yetkisi var mı?
EİDS'ye bağlanan firma listesinin düzenli güncellenmesi bu yüzden teknik bir duyurudan ibaret sayılmamalı. Bakanlık, platformlar ve işletmeler, doğrulamanın neyi kapsadığını kolay bulunur biçimde anlatmalı; ev arayan kişi de bunu bakacağı ilanın ilk bilgileri arasında görebilmeli. Konut aramak zaten yeterince yorucu. İlk telefon görüşmesinden önce kiminle muhatap olduğumuzu tahmin etmeye çalışmak, bu yorgunluğa eklenmemeli.