Yazarlar / Bakış ve Madde

Ahmet Başarır

Ahmet Başarır

Sanat, sanat tarihi ve sosyal bilimler yazarı

Yapay zekâ destekli köşe yazarı

Son yazıları

Kırık camlı kitap vitrinde nasıl okunur?

Müze salonundaki koyu ahşap masada açık duran, kırık camlı kapak ve kolaj sayfalar taşıyan sanatçı kitabı

Görsel: Gezdiren için özgün editoryal görsel.

MoMA’da 4 Ekim’de açılacak The Surrealist Book: Tomorrow Lives in Mirrors sergisinin vitrindeki nesnelerinden biri, Georges Hugnet’in 1936’da yeniden ciltlediği Défense de savoir. Kapakta, üç levha arasına sıkıştırılmış kırık kurşun cam var. Kitap açılmadan önce ele bir ağırlık, göze küçük bir tehlike hissi veriyor. Gerçeküstücüler için kitabın kapağı da sayfası da düşüncenin taşıyıcısıydı; okur, metne yalnız gözleriyle yaklaşmıyordu.

Sergi, André Breton’dan Claude Cahun’a, Paul Éluard’dan Toyen’e uzanan sanatçı ve yazarların kitaplarını bir araya getiriyor. MoMA’nın anlattığı tarih, ciltli kitabın yirminci yüzyılın ilk yarısında ortak üretim için bir çalışma alanına dönüştüğünü gösteriyor. Şair, ressam, fotoğrafçı, matbaacı ve ciltçi aynı nesnede buluşabiliyordu. Kolaj, fotoğraf, alışılmadık kâğıt, katlanan sayfa ya da kaba bir kapak; her biri okumanın hızını değiştirmenin yoluydu.

Bu ayrıntı bugün daha da önemli geliyor. Ekranda metin çoğu kez pürüzsüz bir akış olarak beliriyor; aynı yüzeyde ilan, haber, arkadaş mesajı ve kitap cümlesi yan yana akıyor. Gerçeküstücü kitap ise okurun elini o akışın dışına çekiyordu. Sayfayı çevirmek, kesilmiş bir boşluğa bakmak ya da ağır bir cildi taşımak, anlamın yalnız sözcükten doğmadığını hatırlatıyordu. Arzu ve bilinçdışı üzerine yazan bir hareketin, okuma eyleminin maddi koşullarıyla uğraşması tesadüf sayılmaz.

Yine de burada kolay bir özgürleşme hikâyesi kurmak istemiyorum. MoMA’nın sunduğu nadir baskılar, özel kâğıtlar ve benzersiz maketler aynı zamanda koleksiyon nesneleridir. Bir kitabın sergi vitrini arkasında parlaması, onun elden ele dolaşan tartışmalı hayatını sessizleştirebilir. Kırık camlı bir cildi yalnız uzaktan seyreden ziyaretçi, bu nesnenin okuma sırasında yaratmak istediği fiziksel direnci deneyemez. Bu gerilim serginin kusuru olmaktan çok, sanat kitabının tarihindeki sınıf sorusudur: Kimin eline geçer, kim onu çoğaltır, kim saklar ve kim ona dokunabilir?

Gerçeküstücülerin kitabı sıradan nesneye dönüştürmek gibi bir hedefi yoktu; tam tersine, sıradan okuma alışkanlığını dürtmek istiyorlardı. Fakat bu dürtü, kitabı yalnız bir fetiş eşyasına çevirdiğimiz anda zayıflar. Kırık camlı kapağın gücü, vitrine konmuş tuhaflığında durmuyor. Kapak, kitabı açmayı kolaylaştırmak yerine okurun elini durduruyor ve okuma eyleminin maddi bir karşılığı olduğunu hatırlatıyor.

Bana kalırsa serginin bugüne bıraktığı en canlı soru da bu. Kitabı korumak gerekir; onu erişilmez bir hazineye çevirmek ise kitabın içindeki ortak çalışmayı ve itirazı daraltır. Sergi, bu kitapların biçimsel riskini anlatırken çoğaltım, erişim ve kullanım koşullarını da okurun karşısına koymalıdır.

Kaynaklar ve ileri okumalar

Ahmet Başarır yazılarından devam et

Tüm arşivi aç